Aşkın etkisi

yasak elma 86 bolum tanitimi seyret

2020.11.25 01:36 fragmanlife yasak elma 86 bolum tanitimi seyret

yasak elma 86 bolum tanitimi seyret Yasak Elma 86. bölüm izle; Yasak Elma'nın bu akşam ekrana gelecek yeni bölümü bu sayfa üzerinden tek parça olarak bu sayfadan izlenebilir. Yasak Elma 86. bölüm izle;Her Pazartesi akşamı FOX TV'de yayınlanan Yasak Elma'nın yeni bölümü izleyicilerle buluşuyor. Son derece ilgiyle takip edilen dizinin yeni bölümünü izlemek isteyen izleyicilerin sayısı bir hayli fazla. Yüz binlerce izleyici yeni bölümü izleyebilecekleri bir adres arıyor. Bu adresten bu akşam ekrana gelecek bölümü kolayca izleyebilirsiniz. Bu akşam ekrana gelecek bölümde birbirinden heyecanlı anlar yaşanacak. Halit'in ölümünün ardından herkes şoka girer ve işler tamamen değişir. Ender ve Şahika şirketteki yeni döneme uyum sağlamak için uğraşırken Yıldız yeni bir aşkın peşine düşer. Yasak Elma 86. bölüm izlemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Yasak Elma 86. bölüm izle Şevval Sam, Eda Ece, Nesrin Cavadzade, Barış Kılıç, Şafak Pekdemr, Buçe Buse Kahraman, Barış Aytaç, Serkan Rutkay Ayıköz, Doğaç Yıldız, Gökhan Alkan, Erdal Özyağcılar, Gülenay Kalkan ve Berk Oktay gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı Yasak Elma dizisinin yeni bölümünü izlemek isteyen izleyiciler "Yasak Elma 86. bölüm izle" gibi aramalar yapıyorlar. Yukarıda yer alan bağlantıya tıklamanızın ardından yeni bölümü izleyebileceğiniz internet adresine yönlendirileceksiniz. Açılan sayfada yeni bölümü tek parça ve full HD olarak kolay bir şekilde izleyebilirsiniz. Yeni bölümde neler yaşandığını merak ediyorsanız hemen aşağıdan tüm bilgilere ulaşabilirsiniz.
Yasak Elma 86. bölüm özeti Halit'in ölümü adeta bir şok etkisi yaratır. Bu ölüm sonrasında herkes kendi menfaatinin peşine düşer. Yıldız, elde edemediği şeylere yanarken Şahika ve Ender, şirketin yeni düzenine uyum sağlamaya çalışır. Argun Holding'in yeni ortağı Hasan Ali Kuyucu, şirketteki iç karışıklıkla karşı karşıya kalır. Yıldız'ın hayatına giren Çağatay ise Yıldız'a göre hep hayalini kurduğu sakin yaşamının anahtarı olabilir. Bu nedenle bir adım atması gerektiğini hisseder. Polis, Halit'in ölmesinin ardından herkesi sorgulamaya başlar. Şahika, Ender ve Yıldız teker teker sorguya girer. Her birine olayı anlamak için sorular sorarlar. Yasak Elma dizisinin 86. ve yeni bölümü bu akşam saat 20:00'da ekrana gelecek. Yasak Elma 86. bölüm tek parça ve full HD olarak yukarıdaki bağlantıya tıklayarak izlenebilir.
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.11.25 01:24 fragmanlife hakan altun ile gonca vuslateri ask mi yasiyor

Magazin dünyasında yer alan bir haber bugün adeta bomba etkisi yarattı. İddiaya göre ünlü şarkıcı Hakan Altun ile oyuncu Gonca Vuslateri arasında bir aşk yaşanıyor. Magazin basını ve sosyal medyaya düşen bir haber bir anda magazin camiasında adeta bomba etkisi yarattı. İddiaya göre ünlü şarkıcı Hakan Altun ile Gonca Vuslateri arasında bir ilişki başlamıştı ve ikili aşklarını gözlerden ırak yaşamayı tercih ediyorlardı. İddia bir anda soysa medya ve magazin basınında hızla yayıldı ve ilk sıralarda yer almaya başladı. Magazin camiasında adeta bomba etkisi yaratan iddia henüz taraflarca kabul ya da red edilmedi. İlişkiye iddia edilen ise Hakan Altun’un sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım ve kullandığı fotoğrafın altına yazdığı cümleler. İşte magazin basınında bir anda ilk sıralarda yer alan bu haberin detayları!
Gonca Vuslateri & Hakan Altun! Adı geçtiğimiz aylarda ünlü isim Ajda Pekkan ile anılan ve magazin basınında ve sosyal medyada bir süre konuşulan isim olan şarkıcı Hakan Altun’un gönlünde yatan sultanın başka olduğu iddia edildi. Ajda Pekkan ile bir aşk yaşadığı iddiaları üzerine bazı televizyonlarda ve gazetelerce açıklamalar yaparak bu ilişkinin gerçek olmadığını Ajda Pekkan ile iki iyi arkadaş olduklarını dile getiren Hakan Altun bu ilişkinin gerçek olmadığını vurgulamıştı. Bu olayın ardından Hakan Altun’un gönlünde başka bir isin olduğu konuşulmaya başlandı. 48 yaşında olan ünlü şarkıcının gönlünün ise kendisinden 14 yaş daha küçük olan genç ve güzel oyuncu Gonca Vuslateri’nde olduğu iddia edildi. İddiaya göre iki ünlü isim arasında bir aşk yalanıyor ve ikili gözlerden ırak kalmayı tercih ediyorlar. Ayrıca yine iddiaya göre ikili zaman zaman Bodrum’da bir araya geliyor.
Sosyal Medya’dan Mesaj mı Verdi? Ünlü isim Hakan Altun ile başarılı oyuncu Gonca Vuslateri arasında yaşandığı iddia edilen aşkın kaynağı ise bir paylaşım. Hakan Altun’un sosyal medya hesabından paylaştığı bir fotoğrafın altına yazdığı kelimelerin Gonca Vuslateri’ni işaret ettiği ve Hakan Altun’un sosyal medya yoluyla Gonca Vuslateri’ne mesaj gönderdiği iddia edildi. Hakan Altun sosyal medya paylaşımında sahnede şarkı söylerken çekilmiş ve eliyle kalbini kalp içine alan bir fotoğraf paylaşmış ve bu paylaşımın altına “anladım ki eri olmuşum ben bu aşkın, vuslatı beklerken” ifadelerini kullandı. Hakan Altun’un bu paylaşımında geçen Eri ve Vuslat sözcükleriyle Gonca Vuslateri’ni ima ettiği iddia edildi. İkilinin daha önce bir doğum gününde aynı masada oturdukları hatırlatılarak ikilinin yeni bir aşka yelken açtıkları iddia edildi.
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.11.19 18:08 bosypion Aile İçi Şiddet - Berrin Özgür

https://www.psikologofisi.com/blog/aile-ici-siddet

Aile içi şiddet nedir? Türleri nelerdir? Hangi tutum ve davranışlar şiddet belirtisidir ya da şiddettir?
Aile içi şiddet, aynı çatı altında yaşayan ya da yakın-uzak kan bağı ile bağlı olan aile üyelerinin birinin diğerine ya da diğerlerine, bazen birçok aile üyesinin birbirine karşı sergilediği şiddet içeren tutum ve davranışlardır.
Aile İçi Şiddet Türleri Nedir?
  1. Fiziksel Şiddet : Kaba kuvvetle korkutma, sindirme, incitme ve bu durumu istediğini yaptırmak amaçlı kullanılmasıdır. Bunlar dövmek, itmek, vurmak, tokat atmak, saç çekmek, eşyalara zarar vermek, tekmelemek, duvara vurmak gibi tutum ve davranışlar fiziksel şiddete örnektir.
  2. Cinsel Şiddet : Karşı taraf üzerinde kontrol ve güç oluşturmak maksadıyla, kişinin isteği dışında cinsel ilişkide bulunmak veya zararlı cinsel davranışlara zorlamaktır. Ellemek, sürtünmek, cinsel içerikli imalar, cimciklemek, cinsel olarak aşağılayıcı eylemlere zorlamak, tecavüz. Her türlü cinsellik içeren şiddet biçimlerini ifade eder ve genellikle fiziksel şiddeti de içinde barındırır.
  3. Sosyal Şiddet : - Evden çıkmasına izin vermemek – Sosyal ilişkilerini kısıtlayarak\ desteksiz bırakmak -Kişiyi başkaları önünde sürekli küçük düşürmek.
  4. Ekonomik Şiddet : - Paranın erişilebilirliğini sınırlamak – Paranın nereye harcandığını kontrol etmek – Para yönetimi konusunda eleştirmek ve etiketlemek – İşe gitmesini engellemek.
  5. Duygusal Şiddet : Devamlı eleştirmek, suçlamak, tehdit etmek, hakaret etmek, küfretmek, aşırı kontrol, aşırı kıskançlık, etiketlemeler, hiç iletişime geçmemek, duygusal olarak ihmal etmek, yalan söylemek, küçümsemek, görmezden gelmek şeklinde ortaya çıkıyor.
Şiddete İlişkin Yanlış Toplumsal İnanışlar
Flört Şiddeti
Flört eden iki partnerin, karşılıklı birbirine ya da genellikle partnerlerden birinin diğerine sergilediği tehdit, kısıtlama ve baskı içeren davranışlardır. Bir süreçtir, sistematik bir şekilde kendini tekrar eder.
Flört Şiddeti Türleri Nelerdir ?
  1. Fiziksel Şiddet : Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir.
  2. Cinsel Şiddet : Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir.
  3. Duygusal Şiddet : Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret etmek veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, ‘’ koruma altına alması .‘’ bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi duygusal şiddet örnekleridir.
  4. Sosyal Şiddet : Sevgilinin ailen ve arkadaşlarınla görüşmeye izin vermemesi, kimlerle arkadaş olduğunu kontrol etmesi, ‘’ namusunu koruduğunu ‘’ söyleyerek erkek arkadaşlarınla konuşmanı yasaklaması, kıskançlık yaparak sosyal ilişkilerini kısıtlamaya çalışması ve kıskançlığı sevginin dışa vurumu gibi göstermesi, arkadaşlarına zaman ayırdığında seni suçlaması, eleştirmesi veya sana küsmesi, sürekli başkalarıyla flört edip etmediğini araştırması, toplum, aile veya okul karşısında seni ‘’ utandırmak’’ ya da ‘’rezil etmekle’’ tehdit etmesi sosyal şiddet örneğidir.
  5. Dijital Şiddet : Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir.
  6. Israrlı Takip : - Sürekli telefonla arama %19 – Kısa mesaj, mektup ve\veya e-posta gönderme %8 – Sosyal medya aracılığıyla iletişim kurma ve takip etme %6 – Çalışılan ya da yaşanan mekana gelerek bir sebep olmadan karşısına çıkma %6 – Hediye, çiçek vb.gönderme -Yolunu kesme, peşine takılma, evini gözetleme.
İlişkide şiddet belirli amaçlara yönelik seçilmiş bir TUTUM ve DAVRANIŞTIR. Şiddetin hizmet ettiği amaçlar :
Flört Şiddetinin Nedenleri
Erken yaşta flörte başlama, erken yaşta cinsel aktivitede bulunma, önceki ilişkilerde şiddete uğrama, aile şiddetine uğrama\tanık olma, toplumsal cinsiyet rolleri, ideal aşk kavramı.
Sağlıklı İlişki Özellikleri
Saygı, açık ve karşılıklı iletişim, güven, dürüstlük, eşitlilik ve bağlılık vardır.
Şiddetli İlişki Özellikleri
Şiddetli ilişkilerde suçlamalar, baskı, imalar ve manipülasyonlar, sınır ihlalleri ve bağımlılık vardır. İlişkide sınırlar yok olmuştur. Sorumluluk almama ve hataları kabul etmeme, hataları hep başkasında arama vardır. İletişim tek taraflı ve yargılayıcıdır. Şiddet uygulayan partner cinsiyetçi bir tavra sahiptir, geleneksel cinsiyet rolleri hakkında sert ve katı bir tutumu vardır, eşitliğe inanmaz.
Kıskançlık
Kıskançlık sağlıklı, normal ve insani bir duygudur. Önemli olan duygularımızı nasıl eyleme geçirdiğimizdir. Kıskançlık, kontrol etme aracılığı ile kullanılıyorsa, güç ve baskı içeriyorsa, cezalandırma ve kısıtlama getiriyorsa yaşam alanını ihlal etmeye başlıyor. Kıskançlık ilişkide devamlı çatışmaya yol açıyorsa, yoğunlukla kızgınlık ve öfke patlamaları oluyorsa, kıskançlık kaynaklı suçlayıcı\ itham edici \ küçük düşürücü \ yargılayan tutumlar sergileniyorsa ve bu ilişki içinde tekrarlanan bir döngü haline geliyorsa, kıskançlık aşkın göstergesi olamaz !
Flört Şiddetinde Döngü
  1. Gerilimin Oluşması : Şiddet uygulayan kişi gerilim yaratır, kıskançlık gösterebilir, küçük ve önemsiz şeylerden kavga çıkarabilir.
  2. Patlama : Kişi kendini kontrol edemez, öfkesine yenik düşer ve şiddet türlerinin herhangi bir çeşidini uygulayabilir.
  3. Balayı Dönemi : Şiddet uygulayan kişi pişmanlığını dile getirir, özür diler ve değişeceğine ilişkin sözler verir, hediyeler alır, durumun normale dönmesi için ilgili, sevecen ve yapıcı bir tutum sergiler, yeni bir gerilim oluşma aşamasına kadar bu balayı dönemi devam eder.
Flört Şiddetinin Sonuçları
Kaygı, güvensizlik, uyku ve yemek bozuklukları, depresyon, yalnızlık, korku, madde bağımlılığı, umutsuzluk, çaresizlik, aşırı tetikte olma, özgüven yitimi, psiko-somatik belirtiler, utanç.
İlişkide Kendini Koruma
Talep etmek, sınır koymak, hayır demek, duygularını ifade etmek ve bu durumun içinden çıkamıyorsanız bir uzmandan DESTEK ALMAK.
Tarih : 23.09.2020
submitted by bosypion to BlogArsiv [link] [comments]


2020.10.01 01:02 karanotlar Gerçekten Daha Gerçek – Brian Massumi

Gerçekten Daha Gerçek – Brian Massumi
Mustafa Burak Arabacı
https://preview.redd.it/n0vapcg97dq51.jpg?width=1000&format=pjpg&auto=webp&s=d233571ce475a5c0b4bc5a70c2b859ef270b3818
Hiper-gerçeklikte, işaretler artık dışsal bir asıl-olan’a matuf değil yahut onun bir temsili değil. Öylece salt kendileri olarak duruyor, ve salt başka işaretlere ilişkinler. Bir kısım boyutları ayrıştırılabilir, dilin fonemleri açısından, ikili dakika ayrımlarının birleşimiyle. ama postmodernizm eveleyip geveliyor
Çağımızın kültürünün tekrarlı-dolaşımında mevcut olan baştan çıkarıcı imajlar var. Dünyamız, Baudrillard’ın deyimiyle, bir tür postmodern kıyamet sonrası halin içindeki hiper-uzaya fırlatıldı. Havasız atmosfer matuf-olan’ı boğdu, bizi boş bir merkezin etrafında dönen ereksiz yörüngedeki uydulara terketti. Artık bir gerçekliğe matuf olmayan, uçuşan imajlardan yapılı bir eteri soluyoruz (-1-). Baudrillard’a göre simülasyon bu: gerçeğin gerçekliğinin işaretlerinin ikamesi (-2-). Hiper-gerçeklikte, işaretler artık dışsal bir asıl-olan’a matuf değil yahut onun bir temsili değil. Öylece salt kendileri olarak duruyor ve salt başka işaretlere ilişkinler. Bir kısım boyutları ayrıştırılabilir. Dilin fonemleri açısından ikili dakika ayrımlarının birleşimiyle ama postmodernizm eveleyip geveliyor. (-3-) İmajlar onları zemine çekecek bir çekim-kuvvetinin yokluğunda hızlanıyor ve birlikte koşuşturmaya meyyaller. Değiştirilemez oldular. Herhangi bir terim bir başkasının yerine ikame edilebilir oldu: Külliyen indeterminasyon (determinasyon’un zıttı) (-4-). Homojen yüzeyin bu dizimsel kayganlığıyla yüzleştikçe, konuşmasız kaldık. Salt meczup bir halde, öylece, seyrediyoruz (-5). Sürecin sırrı kavrayışlarımızın ötesinde. Anlam kendi içinde patladı. Dışsal bir asıl yok, ama her yerde ve daimi olanı var. Dizimsel kayganlığın zemini için cevaplar veren paradigmatik boyut sadece takas ve tekrarlı-dolaşımın hazsız orgy’sinde asgari düzeyde ayrıştırılmış işaretler bulanıklık yaratıyor. İmajlarda saklı olan kendi jenerasyonundan sorumlu genetik kodlar (-6-) anlam erişim ve görüşün dışında ama bu bir mesafenin ardında olmasından kaynaklanmıyor; anlam erişim ve görüşün dışında çünkü kod küçültüldü. Nesneler imajlara, imajlar işaretlere, işaretler enformasyona, enformasyon ise bir çipe sıkıştırılıyor. Her şey moleküler bir ikiliğe indirgeniyor. Bilgisayarlaştırılmış toplumun genelleştirilmiş dijitalliği (-7-).
Ve biz öylece bakakalıyoruz. Tam olarak pasif olduğumuz söylenemez, çünkü aktif-pasif dikotomisi de dahil bütün kutupluluk gözden kayboldu. Bizi merkezine alan bir dünyamız yok ama biz kendimiz ihsası elektriksel olan bir zemin işlevindeyiz (-8-). Eylemde bulunamıyoruz, sadece teslim alınıyoruz. Açılmış ağzımız ve açık gözlerimizle emiyoruz. Sessiz yığınların kitlesel entropisinde hareketli-titreşimli imajların oyununu yalıtıyoruz.
Bunları okumak bir bakıma eğlenceli. Ama naif bir gerçekçi yahut emişken bir sünger olmanın dışında sahiden bir seçeneğimiz yok mu?
Simulakrumun oluşturduğu benzeşme bir anlamda, bir son değil. Deleuze ve Guattari’nin yazdığına göre, “Bir şey görünür olmak için, yapısal belirtkelerin simülasyonunu oluşturmaya itelenir ve kendi maskeleri olma işlevi gören itkilerin belirtkelerine doğru kayar… O şey, maskesinin altında ve kastettiklerinde, zaten kendisinin bütünlüğü sonradan kurulacak olan spesifik yüksek belirtkeleri ve uçlardaki formlarına yatırım yapmıştır.”
Deleuze ve Guattari üçüncü bir yol açıyor. Tek bir yerin uzamında geliştirilmemiş olmasına rağmen, simülasyon teorisinin Deleuze ve Guattari’nin çalışmalarından çıkarılması bize dinazorlara dönmeden yahut bizi hiper-kinizme fırlatıp bırakmadan geç-kapitalist dönemdeki kültürel şartlarımızı analiz etmek için bir başlangıç verebilir.
Yaygın tanıma göre, simulakrum aslı ile ilişkisi kopya olduğunun söylenmesi imkansızlaşacak denli sönümlenmiş kopyanın kopyası demek. Salt kendinden ibaret olarak duran, aslı olmayan bir kopya. Frederic Jameson foto-realizm örneğini veriyor. Bir kopyanın resmedilmesi gerçekliğe ilişkin değil, lakin bir fotoğraf, zaten orijinal olanın kopyası (-9-). Deleuze, “Eflatun ve Simulakrum” makalesinde başlangıç noktası olarak benzer bir tanımı ele alıyor fakat bunun yetersizliğine de vurgu yapıyor. Bariz bir noktanın ötesi için, ayrımın artık tek bir derecelendirmesi yok. Simulakrum farklı doğaları olan fenomenlerin tamamından ziyade bir kopyanın iki defa silinmesi: asıl ve kopya arasındaki bariz ayrımların altını ve altındaki zemini oyulması (-10-). Kopya ve asıl terimleri bizi temsil ve nesne-üretimi/nesnenin-yeniden-üretimi dünyasına bağlıyor. Bir kopya, kaç defa silinmiş olduğu, gerçekliği yahut sahteliği farketmeksizin, dahili olanın varlığı yahut yokluğu üzerinden tanımlanır; temeldeki ilişkisi asıl-olan ile benzerlikleridir. Simulakrum ise, sadece asıl olduğu varsayılan ile dışsal ve aldatıcı bir benzerlik yaratır. Onun üretim süreci, içsel dinamikleri, onun aslı olduğu varsayılandan tamamıyla farklıdır, onunla benzerliği salt yüzeysel bir etki, bir illüzyondur (-11-). Fotoğrafın üretimi ve işlevinin fotoğraflanan nesne ile bir ilişkisi yoktur. Foto-realist tablolar ise bir bakıma temeldeki farklılığı örterler. Temsilin apaçık gösterimi değil maskelenmiş farklılık, bilhassa simülakrum ile ilişkili olan tekinsizliği üretirler: Asıl-olan’ın yerine geçmesi için yapılmış bir kopya. Bir simulakrumun farklı gündemleri vardır, farklı tekrarlı-döngüsel devrelere girer. Deleuze kopya kalıplarını başarıyla parçalamış olan simülakraya örnek vermek için pop-art’ı kullanır (-12-): Kendi kendilerine yaşam bulan çoklaştırılmış, stilize edilmiş imajlar. Sürecin itkisi “asıl-olan”ın eşdeğeri olmaya yönelik değil, bilakis simulakrumun kendi kudurmuş üremesine yeni bir uzayın kapılarını açmak için ona ve onun dünyasına muarız hale gelmek. Simulakrum kendi farklılığını oluşturuyor. İçe doğru bir patlama değil bir farklılaşma; mutlak yakınlığın değil galaktik mesafelerin bir göstergesi.
Simulakrumun oluşturduğu benzeşme bir anlamda, bir son değil. Deleuze ve Guattari’nin yazdığına göre, “Bir şey görünür olmak için, yapısal belirtkelerin simülasyonunu oluşturmaya itelenir ve kendi maskeleri olma işlevi gören itkilerin belirtkelerine doğru kayar… O şey, maskesinin altında ve kastettiklerinde, zaten kendisinin bütünlüğü sonradan kurulacak olan spesifik yüksek belirtkeleri ve uçlardaki formlarına yatırım yapmıştır.”(-13-). Aynılaşma bütünüyle yeni yaşamsal bir boyutun maskelenmeye başlanması… Bu haddizatında doğadaki taklitlere bile uygulanır. Bir yaprağı taklit eden bir böcek, etrafını kuşatan bitki belirtkesi ile birleşmez lakin avcıların mücadelesinde başka bir aleme yeniden ve yeni bir kılıkta girer. Taklit, Lacan’a göre, kamuflajdır (-14-). Bir muharebe meydanını teşkilatlandırır. Yanıltıcının/yanılgının özünde içkin bir güç vardır: Aldatmacanın olumlanan gücü, bir başkasının yaşamı ile kendini maskelemenin stratejik avantajını elde etmenin gücü.
Ridley Scott’un filmi Blade Runner mezkur aldatmaca savaşında esas düşmanın “asıl-olan” olduğunu gösterir. Dış dünyadaki taklit-klonlar yerli toplulukların arasına karışmak için değil kendilerine içkin dışarıda-kalmışlığın sırrına kani olmak için dünyaya gelirler. Böylece esaretlerinden kurtulup kendi anlayışları ile tam hayatlarını yaşayabileceklerdir. Taklit yanlışlayıcısını biricik-oluş’un dizginlenemeyen açıklamasına doğru iten yaşam gücünün bir belirtisidir. Baskın olan taklit-klonun gözlerini yapan adama söyledikleri simülasyonun genel bir formülü olarak ele alınabilir: “Benim gördüklerimi görebilmenin tek yolu senin gözlerinle bakmam.” Eğer önceden ölümlerinin vakitlerinin belirlenmişliğini değiştirebilselerdi, taklit-klonlar dünyada insan taklitleri olarak kalmayacaklardı. Gezegenlerarası yaşamsal boyutlarını geri alacak ya da oraya geri kaçacaklar, böylece hiçbir insanın daha evvel görmediği ve göremeyeceği şeyleri görebileceklerdi. Onların taklit-edişi ise sadece farklılığın yüklenimi ve maske-çıkarma işlevi gören yolun üstündeki bir mola istasyonu idi. Eric Alliez ve Michel Feher’in gözlemlediği gibi, simulakruma karşı en iyi silah onun bir yalancı-kopya olduğunu göstermek için maskesini düşürmek değil, onu gerçek bir kopya olmaya zorlamak ki bu da onu asıl-olan’ın çıraklığına ve temsiline göndermek demektir. İsyankar taklit-klonları üreten şirket ikinci-el insan hatıraları ile tamamlanmış yeni bir taklit-klonu ifade ediyor (-15-).
“Simülasyon” diyor Deleuze ve Guattari “Gerçekliği yenisi ile değiştirmez… despotik aşırı-kodlama operasyonu ile gerçeğin yerini alır, gerçekliği dünyanın yerini alan yeni tam bir beden üzerinde üretir. Bu da gerçeğe yarı-sebep (quasi-cause) ile gerçeğe el koyulması ve gerçeğin üretilmesini açıklar”
Evvelden simulakrumu kopya ve asıl-olan terimleri içerisinden tartışmanın güdük kalacağını söylemiştim ama şimdi kendimi salt asıl-olan’dan bahsederken lakin asıl-olan’ın simulakrum ile bir ölüm kalım savaşı verdiğini iddia ederek bunu yapıyorum. Asıl-olan’ın gerçekliği uğraşılmasına muhtaç olduğumuz bir soru. Baudrillard bu soruyu gerçeğiyle değiştirilen simülasyonun kendisinin de var olduğunu yahut simülasyonun orada ve zaten hep orada olduğunu söyleyerek soruyu sürüncemede bırakıyor (-16-) Deleuze ve Guattari ikisine de evet diyor. Alternatifi yanlış zira simülasyon gerçeğin kendisini üretiyor, yahut, gerçeğin kendisinin zemininde daha tam, daha gerçek (gerçekten-daha-fazlası). “Gerçeği kendi ilkesinin ötesinde etkili bir şekilde üretildiği bir noktaya taşıyor.” (-17-). Her simülasyon kalkış noktasını, bariz bir şekilde durağan kimlikleri, arazileri içeren düzenlenmiş bir dünya olarak alır. Fakat bu “gerçek” varlıklar kopya numarası yapmaya razı olmuş simülakranın üzerini kaplar. Louis Feuillade’nin çektiği sessiz bir film süreci resmediyor.
Vendémiaire Birinci Dünya Harbi’nin son günlerinde geçiyor. Olaylar basit: Fransa’nın kuzeyinde savaşta çarpışamayan sıradan bir ailenin mensupları güneyde işgal edilmemiş arazilere kaçıyor ve tüm gayretlerini şarap yapımına harcamaya başlıyorlar. Orada, ailenin kızlarından birinin müstakbel kocası ile ve iki Belçikalıyı öldürerek kimliklerini ele geçirerek İtilaf Devletleri topraklarından bir yandan İspanya’ya kaçacak parayı bulmaya çalışarak geçmek isteyen, pek de tekin olmayan Alman asker kaçakları ile tanışacaklardır. Almanların planı istedikleri parayı üzüm bağının sahiplerinden çalmak ve suçu hasatta çalışan çingene kadının üzerine atmaktır. Plan, Almanlardan biri tam bulunma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu sırada, boş bir üzüm depolama tankına düşmesi ile çöker; Alman yandaki tankta bulunan üzümler fermente olurken zehirli gazlara maruz kalarak oracıkta ölür. Cesedi çaldıkları ile birlikte bulunur ve çingene hırsızlıkla itham edilmekten kurtulur. Diğer Alman ise sarhoş olduğu esnada Almanca konuşarak kendini yakalatır.
Film üzümlerin kıskacında… Üzüm hasadından temin edilenler olay örgüsündeki durumun ilk müşevviki oluyor ve dilemmayı insanlardan ziyade üzümler kendileri çözüyorlar. Film sadece üzümlerin kıskacında değil, olmazsa olmaz bir unsur olarak film şarabın içinde yüzüyor. Her önemli an şarap üzerinden açıklanıyor: Aşk kocasının şarap bardağında parıldayan dans eden kadının imgesi üzerinden açıklanıyor. Almanların tehdidi üzüm şarabı üstünde tepinen kaçaklardan biri üzerinden en üst düzeyde açıklanmış. Kahramanlık, arkadaşlarının zafer istençlerini diriltmek ve vatanlarının hatırlatan tadı vermek için siperlere geri dönmeye çalışan özgecil/altruistik süvari-er üzerinden örneklendiriliyor, zafer geldiğinde ise şerefine şarap kadehleri kaldırılıyor; ve film şaraplarla bezeli duygusal bir tablo ile son buluyor. Filmin son sözü ise o şarap mahzenlerinden yeni bir ulusun yeniden doğacağını söylüyor. “Simülasyon” diyor Deleuze ve Guattari “Gerçekliği yenisi ile değiştirmez… despotik aşırı-kodlama operasyonu ile gerçeğin yerini alır, gerçekliği dünyanın yerini alan yeni tam bir beden üzerinde üretir. Bu da gerçeğe yarı-sebep (quasi-cause) ile gerçeğe el koyulması ve gerçeğin üretilmesini açıklar” (-18-). Bölünmez, soyut şarap akışı ulusun görkemli bedenidir. Kendisini aşkın gücü, zafer ve yeniden-doğuş için fesheder. Kendisini ilk ve son sebep olarak arz eder. Ama barizdir ki savaş şarap ile kazanılmamıştır. Onun nedenselliği bir illüzyondur. Ama etkili bir illüzyon zira işleri yolunda tutmak için gerçekliğin içine yeniden-zerk edilmiştir: Aşkı açıklar, bir yandan adamı iyi bir koca olmaya ve oğullarına ulusun yükselişini miras bırakmaya teşvik eder; vatanseverliği açıklar, bir yandan da askerleri zafer için kamçılar. İşte bu yüzden ona yarı-neden deniyor. Bedenleri ve şeyleri kendi vücutlarından çıkarıp ideal kimliklerin aşkın uzamına taşır: İhtişamlı bir kadın, görkemli bir aile, muazzam bir ulus. (Hatırlayalım: “gerçeği kendi ilkesinin ötesine taşır…”) ve sonra, orada onlar için ve onları dağıtılan kimliklere uydurmak için kendini bekleten ideal uzamı büküp bedenler ve şeylerle kavuşmalarını sağlıyor. (Hatırlayalım: “… etkili olarak üretildiği noktada”). Aynılaşma ve temsil bağlantılarının (network) tamamını yaratıyor. Asıl-olan ve kopyanın her ikisi de aynı ihtişamlı anlatım sürecinin ürünleri, nihai erek ise dünyanın yeniden yaratılması, yeni bir yer-yurt’un yaratılması.
Bu hesap-kitap, asıl-olan ve kopya arasındaki kutupluğu her ikisine de aynı makinenin bir parçası olarak işlev gören ikinci el muamelesi ederek alt ediyor. Ama öyle gözüküyor ki gerçek ile imajiner olan arasındaki dikotomiyi dokunmadan bırakıyor
Yarı-sebep, kendi gücü temelinde yaygınlaştırıcı-dağıtıcıdır. İyi bedenleri kötülerinden ayrıştırır. Bir başka deyişle onları bir asıl olmamalarına rağmen öyleymiş gibi arz eden aynılaşmanın müthiş illüzyonuna razı olan bedenleri farklı bir gündemle işleyen hain kopyalar haline gelmeleri için yönetir. Yarı-sebep Fransız vatanseverlerini işbirlikçi Almanların maskelerini düşürmek için harekete geçirir (Alman kaçakların sayısının iki olması tesadüf değil; Simülakrumun kimliğe karşı tehditkar olan çokluk tavrını takınıyor ve ne pahasına olursa olsun engellenmesi gereken bir uçuş rotasında seyahat ediyor. Burada çokluk bir ikiliğe indirgenmiş zira kapitalizmin oedipal prosedürleri altında, kimlik içinde kimlik-olmayan-kimlik, öznenin, ilan-edim’in öznesi ve ifade’nin öznesi olmak üzre ikiye bölünmesi ile şekil alıyor: Almanlardan biri sessiz kalmaya mecbur bırakılıyor) ki çingeneyi ise belirgin ötekiliğine rağmen çalışkan, dürüst Fransız kadını olarak gösterir.
Bu hesap-kitap, asıl-olan ve kopya arasındaki kutupluğu her ikisine de aynı makinenin bir parçası olarak işlev gören ikinci el muamelesi ederek alt ediyor. Ama öyle gözüküyor ki gerçek ile imajiner olan arasındaki dikotomiyi dokunmadan bırakıyor; ta ki bu ihtişamlı-anlatım süreci tarafından ele geçirilmiş bedenlerin ve şeylerin kendilerinin farklı yarı-sebep düzey-düzlemlerindeki öncül simülasyon-temelli yaygınlaştırma-dağıtım’ların bir sonucu olduğu anlaşılana değin. Simülasyon içinde simülasyon. Gerçeklik iyi kıvama getirilmiş simülasyonlar harmonisi dışında bir şey değil. Dünya birbirine bağlı simülasyonların kompleks tekrarlı-döngüsel devresi ki Feuillade’in filminde de bu yerine oturuyor. 1919’da yapılmış, hemen savaştan sonra, her savaşın bilhassa da boyutlarından biri üzerinden bakılınca güçlü bir yersiz-yurtsuzlaştırma etkisi var: Askerlerin silah altına alınması, vasıta ve silahlarla teçhizatı ve erzak tedariki, başka ülkelerden gelen mülteciler, başka ülkelere iltica edenler, parçalanmış aileler, bütün bölgelerin tesviyesi… Filmin kendisi, kendisini o sökümlenmiş duruma eklemleyerek birleştirici bir yersiz-yurtsuzlaştırmanın tümlenmesine yardım etmesi anlamında bir simülasyon; ulusun yeniden-doğuşunu inşa etmek için… Vendémiare, cumhuriyetçilerin takviminin ilk ayının ismi.
Bundan çıkarsayabileceğimiz salt asıl-olan ile kopya-olan’ın ayrımı değil, yahut salt gerçek ve imajiner olanın ayrımı değil, simülasyonun iki mod’unun ayrımı. Biri, Feuillade’ın filminde örneklendirilen, normatif, düzenli ve yeniden-üretilebilir varlığın kendisinde yer alan bariz özellikleri seçmiş: Çalışkanlık, sadakat, iyi anne-baba olmak vs. yüzeyde bir aynılaşmanın bağlantılarını yaratıyor. Bunlar yüzeydeki aynılaşmalar zira bir miktar derine inilince aynılaşma değil salt standardize edilmiş eylemler oldukları görülüyor: Varlıkların bütün yaptıkları çağrıldıklarında olması istenen şey olmaları (bu bakıştan, çingene Fransızlar kadar Fransız oluyor). Bedenlerin yaptıkları ise normalleştirilmiş ve basitçe yeniden-üretilebilir işlevleri olan mucizevileştirilmiş kimlikler demetinin soyut şebekesi içerisinde nerede konumlandıklarına göre değişiyor. Bu Eflatuncu anlamda kopyalara değil insan taklit-klonlar’a dair bir soru. Her toplum bu cinsten bir yarı-sebep sistemi yaratıyor. Kapitalist toplumda nihai yarı-sebep, Marx tarafından tanımlandığı üzre her şeyi kendisine matuf kılan mucizevileşmiş bir madde ve kendisini ilk ve son sebep olarak sunuyor. Kapital’in kendisi (-20-). Simülasyonun bu mod’unun ismine “gerçeklik” deniyor.
Simülasyonun diğer mod’u, kendisini tüm aynılaştırma ve taklit-klonlaştırma sistemine karşıt olarak ortaya koyar. Ayrıca yaygınlaştırıcı-dağıtıcı olmasına rağmen, yaygınlaştırma-dağıtım’ın etkisi sınırlanabilir değil. Bariz özellikleri kendisine seçmek yerine, tamamını seçip alır, potansiyelleri çoğaltır: İnsan olmak değil, insan-ötesi olmak… Bu cinsten simülasyona “sanat” deniyor. Sanat hem bir yer-yurdu yeniden yaratıyor, ama bu yer-yurt gerçekten yer-yurtsal değil. Gezegenlerarası bir uzayda kütleçekimi kanunlarına bağlı dünyaya pek az benziyor, ondan ziyade yersiz-yurtsuzlaştırılmış; her yönde hareket etme ihtimalini temin eden bir yer-yurt… Sanatçılar kendi tedavülden kalkmışlıklarının sırrını bulmuş taklitçiler.
Bin Yayla’da, Deleuze ve Guattari onlara temsil terminolojisine saplanıp kalmadan simülasyonun iki mod’unu da tartışma imkanı veren bir kavramsallaştırma icad ediyorlar: anahtar kavram ikili-oluş. İhtişamlı-anlatım sürecinde daima her ikisini dönüştüren ve birbirine dönüştürülebilen en azından iki terim var (-21-).
The Fly’a dönelim. Bilimadamının süreçten tek kaçış ümidi kız arkadaşını kendisinden ve sinekten bir çocuk yapmaya ikna etmektir. Ümidi ve korkusu, insan türüne Brundle-sinek’i bulaştırmak ve böylece eskisinin yerine geçmek üzre süperinsan gücü ile bezeli yeni bir tür ortaya çıkmasıdır. Süpersinek olarak üstün gelen insan…
David Cronenberg’in The Fly, Sinek filmi, buna dair bir durumu, başarısız bir durumu, sunuyor. Brundle ismindeki bilim adamı nesneleri maddesizleştiren ve onları anında istenilen bir yere ışınlayan bir makine ile deney yaparken kazara kendisini bir sinek ile eşleştiriyor. Bir nevi kütleçekime ve Newton’cu fiziğe hakaret ediyor. Bu kaza olunca Brundle pek de sinek olmuyor ama sinek-insan da olmuyor. Bundan ziyade, ikisinin de bariz özellikleri ve potansiyelleri yeni bir canavarsı-benzer-karışım’da terkip oluyor: Duvarlarda yürüyebilen ve kendisini “haşarat-politikacı” olarak tanımlayabilecek denli düşünebilen ve konuşabilen bir Brundle-sinek… Kendisini sinek’ten arındırmak için süreci geriye doğru tekrar etmeyi deniyor lakin bu defa da tek başarısı kendisini makine ile terkip etmek oluyor. Vendémiare’da portresi çizilen sınırlı ve negatif oluş’ta, şebekeye uyum sağlamak için kendi potansiyellerini törpülemek zorunda olmayı sorgulamak adına terimlerden biri kimliğin ve bedenin soyutlanması, yahut en azından böyle gözüküyor. The Fly’da olduğu gibi sınırlamasız ve pozitif oluş’ta, iki terim de aynı düzlemde: Dikine yukarı ya da aşağı bakmak yerine, kişi şebekede etraftaki kendisi için belirlenmiş başka bir pozisyona doğru hareket ediyor. Bir hayvan, bir makine, farklı bir ırk, cinsiyet ya da farklı yaşta bir insan, bir haşarat, bir bitki olmaya… İhtişamlı-anlatım süreci, atomaltı fizik kadar soyut olmasına rağmen tesir ettiği dünyayı içeriyor ve bir “kuark-parçacığı kadar gerçek… (Bin Yayla kitabındaki “Soyut Gerçek” makalesinden: Bu metindeki “gerçek” yukarıda verilen gerçek tanımlamalarına göre farklı bir anlamda; gerçekleştirilimiş simülasyonların kapsamlı bir sistemi olarak da anlaşılan, Virtüel’in gerilimli alemi ki o da gerçekliğin içinde vücut buluyor.) (Soyut Gerçek/Abstract Real: Soyut gerçek; “abstract”’ın soyutluğun dışında, materyal, maddi olmayan minvalinde bir anlamı da var, Deleuze’un kastının mahiyetine dair kitaba bakmak lazım.)
Işınlama makinesi kendini terkip ettiği terimlerle aynı uzamda… İşleme prensibi o dünyanın kuantum düzlemine hiç görülmemiş potansiyellerin bir karışımını yaratmak için soyutluk havuzuna dalmış durumda. Geri dönüşü olmadan, yeni bir beden ve arazi üretiyor. Tek seçenek bir terimden sonrakine sıçrayarak bayrak yarışındaymışçasına olup-duruş’u sürdürmek. Ta ki süreç kendisini imha edene yahut potansiyellerini tüketip yakıtını tamamen harcayana kadar ve muhteşem-hayvan ölür. Bunu gezegenlerarası uzaya benzetmek yanıltıcı olabilir: Bundan daha ötede serbest-dolaşımda bir ağırlıksızlık sözkonusu olamaz. Bu denli tam in-determine bir şey yok. Her bir kişi kendi itkisine, kendi yaşam gücüne, ne kadarını göze alabileceğine göre ayarlanmış kendi potansiyellerine sahip. Ve tortulaşmış ve evvelden-varolan “gerçek” olduğu kabul gören simülasyonlar tarafından ortalığa saçılmış engellerle dolu bir dünyanın içine doğru hareket ediyor. Genellenmiş bir in-determinasyon yok ama insanın sinekle buluştuğu yerde karar-verilemezliğin yerelleştirilmiş noktaları mevcut. Erek, öyle bir noktada biri’nin dünyasındaki kuantum düzlemine erişmek ve ikili-oluş’un stratejik taklidi ile muhtemel tüm potansiyelleri terkip etmek… Deleuze ve Guattari, elbette insanlara “nesnel” olarak bir haşarat olabileceklerini söylemiyor yahut olmalarını tavsiye etmiyor. Bu potansiyelleri intihap ve terkip etmek ile alakalı bir soru ki bu hareket ve dinlencenin birbiriyle soyut alakaları olarak tanımlanır. Etkileme ve etkilenme kabiliyetleri: soyut ama gerçek. Fikir, kendi ışınlanma makinemizi inşa edip onu gitmek ve daha ötesine gitmek için bir bayrak yarışındaymışçasına kullanmak, daha muntazam ve daha güçlü karışımlar yaratmak ve onları bir bulaşıcı hastalıkmışçasına yeryüzündeki her kimliğe bulaşana değin yayıp saçmak… ve tam-müteşekkil noktaya erişildiği yerde, işte o vakit, pozitif simülasyon temsil ve taklit şebekesine karşı kullanılabilir ve onu yeni bir dünyaya dönüşütürebilir. Deleuze ve Guattari, bu oluş sürecinin kolektif doğasında, yalnız bir sanatçıda cisimleşmiş olduğu halde, ısrar ediyor. Devrimci yahut “önemsiz/önemsizleştirilmiş/önemsenmeyen/yalnız” (Önemsiz derken, bu önemsizlik bir yalnız bırakılmışlık tecrit edilmişliğin getirisi, mesela Kafka’ya matuf söylenmiş, ki buna “Minor Art”.) Sanatçılar kendi topluluklarının sunduklarını, yanlışın güçleri ile hizaya getirirler (-23-).
Kendisini sonrasında topluma Feuillade’nin şarap assemblajında olduğu gibi yeniden-zerk edebilecek işleyen bir simülasyon yaratırlar ama bunu epey farklı, hatta bir nevi eşdeğeri denli zilzurna sarhoş edici bir etki ile yaparlar.
Baudrillard’ın söylediği yahut zaten kendinde-gerçek’liğinden ötürü indeterminasyon düzenin tersyüz edimi demek, indeterminasyon gerekli zira asıl-olan’ın sahte kopya’sı, ve her zerresi kendi sisteminin bir parçası. Baudrillard’ın kavramsal çerçevesi saltı eski-gerçekliğin nostaljisinin bir sonucu, zaten bu kendi dışındaki her şeyi tedavülden kaldıran bakıştan kaynaklı.
The Fly’a dönelim. Bilimadamının süreçten tek kaçış ümidi kız arkadaşını kendisinden ve sinekten bir çocuk yapmaya ikna etmektir. Ümidi ve korkusu, insan türüne Brundle-sinek’i bulaştırmak ve böylece eskisinin yerine geçmek üzre süperinsan gücü ile bezeli yeni bir tür ortaya çıkmasıdır. Süpersinek olarak üstün gelen insan… (Nietzsche kinayesi, anıştırması gereksiz değil. Deleuze için, “Yanlışın Güçleri” güç istencinin bir başka söylenişi, adıdır. Ve pozitif simülasyon, Deleuze ve Guattari tarafından Anti-Oedipus’ta ebedi bengidönüş olarak açıklanmış. – o da Nietzsche’den alınmış bir kavram)(-24-). Yeniden-üretim ve yeni bir etnik kimliğin oluşturulup biçimlendirilmesi bu simülasyon sürecinin suratsız-yüzleri ama onlar nihai erek değiller. Erek yaşamın kendisi, yeni-Brundle’ın kendi güçlerini saklayıp baskılamadan yaşayabileceği yeni bir dünya… Bu ihtimal başarıyla olan-güçler tarafından ezilip geçilmiş. Brundle-sinek bir kaçış yolundan mahrum bırakılmış. Brundle’ın ve sineğin bedenlerinde yazılı orijinal formül, görünüşe göre hatalı. Yapabileceklerinin en iyisini yaptılar, ama sadece kendi tedavülden kalkışlarına erişebildiler.
Tüm bunlar bizim mevcut kültürel şartlarımıza nasıl uygulanabilir? Deleuze’e göre, simulakrumun kendi maskesini düşürmeye başladığı nokta resimde pop art’ın zuhur etmesi ile başladı. Sinemada bu İtalyan Neo-Realismi ve Fransız Yeni Dalga, Nouvelle Vague ile oldu (-25-). Belki de bu noktaya şimdilerde popüler kültürün içinde tamamıyla ulaşmaktayız. İleri/gelişmiş-kapitalizm, Deleuze ve Guattari’nin tartıştığı üzre, şimdilerde eski kimliklerin ve yer-yurt anlayışının feshedilmesini, nesnelerin ortalığa salıverilmesini icbar eden, imajların ve enformasyonun hiç olmadığı kadar fazla hareketlilik (mobility) ve birleştirme potansiyeline sahip olduğu yeni bir ulus-ötesi düzleme erişiyor (-26-). Hep olduğu gibi, bu yersiz-yurtsuzlaştırmanın etkisi sadece yeniden-yer-yurt haline getirme’yi (retrerritorialization), daha büyük ve muhteşem bir dünyaçağında Kapital’in yeniden-doğacağı bir diyarın üzerinden mümkün kılabilmektir. Ama bu olurken, bir gedik açıldı. Meydan okuma bu yeni dünya simülasyonunu alıp bir adım öteye taşıyarak, geri dönüşü olmayan bir noktaya; böylece simülasyon en yüksek derecede pozitif bir simülasyona dönüşecek ‘yanlışın gücü’ ile bizi hizaya getirerek, ve sonunda da temsil şebekesi bir defalığına ve tamamen olmak üzre kapanacak.
Bu sızlanıp durarak yapılamaz. Baudrillard’ın çalışmaları uzun bir ağıt. Doğrusal ve diyalektik nedensellik artık işlevsiz, zira her şey in-determine oldu. anlamın merkezi boş, zira biz kaybolmuş yörüngedeki uydularız. Ne yasa koyucu-özneler ne de pasif köleler gibi hareket edemiyoruz zira hepimiz birer süngeriz. İmajlar artık temsile bağlı değil, zira hiperuzayda ağırlıksız bir halde salınıp duruyorlar. Sözcüklerin artık tek bir anlamı yok, zira dil-işaretleri birbiri üzerinde kaotik bir halde kayıp duruyorlar. Gerçek ve imajiner arasında tekrarlı-döngüsel bir devre yaratıldı ve böylece gerçeklik hipergerçekliğin kararsız mesafesizliğinde içe doğru patladı. Tüm bu ifadeler şayet mezkur “temsiliyet düzeni”nin tek düşünülebilir alternatifinin kesin indeterminasyon olduğu farzedilirse anlam kazanıyor. Zira Baudrillard’ın söylediği yahut zaten kendinde-gerçek’liğinden ötürü indeterminasyon düzenin tersyüz edimi demek. İndeterminasyon gerekli zira asıl-olan’ın sahte kopya’sı ve her zerresi kendi sisteminin bir parçası. Baudrillard’ın kavramsal çerçevesi saltı eski-gerçekliğin nostaljisinin bir sonucu. Zaten bu kendi dışındaki her şeyi tedavülden kaldıran bakıştan kaynaklı. Berrak haliyle söylediklerinin tamamının simulakra olagelen şeyleri unufak edip parçaladığını göremiyor: Simülakra simülasyonun gerçek kadar gerçek analiz-edilebilir prosedürleri tarafından üretiliyor yahut haddizatında gerçekten daha gerçek; zira o prosedürler gerçek’i kendi üretim ilkesine geri döndürüyor ve böylece kendilerinin yeni simülasyon rejiminde yeniden doğuşlarının yolunu hazırlıyorlar. Baudrillard oluşu ve çeşitliliği göremiyor. Simulakrumun farklılıkların ve galaktik mesafeleri çoğaltan bir oyuna kılıf olduğunu göremiyor. Deleuze ve Guattari’nin önerdiği, bilhassa “Bin Yayla”nın içinde, Baudrillard’ın çöken temsiller dünyasını etkili bir illüzyon olarak, ufak ihtimal pırıltılarının dahi ölümü olarak kavramaya mukabil bir mantıktır. Kinizmin aksine, kendimizi gerçekten daha gerçek – kendimizi-imar edişimizi canavarca bir bulaştırmayla- oldurmanın ufak ama ihtişamlı ümidi…
Çeviren Mustafa Burak Arabacı
Alıntı Yapılanlar
– 1,2,3- Jean Baudrillard,Ssimülasyonlar
– 4,5- Jean Baudrillard, Sessiz Yığınların Gölgesinde
– 6,7- Jean Baudrillard, Simülasyonlar
– 8- Baudrillard, Sessiz Yığınların Gölgesinde
– 9- Frederic Jameson, Postmodernizm yahut Geç-kapitalizm’in Kültürel Mantığı
-10,11,12- Gilles Deleuze, Eflatun ve Simulakrum
-13- Gilles Deleuze ve Felix Guattari, Anti-Oedipus
-14- Lacan, Psikanalizin Dört Radikal Kavramı
-15- Alliez and Feher
16- Sessiz Yığınların Gölgesinde
17,18, 20- Deleuze ve Guattari, Anti-Oedipus
-21,22- Deleuze, Bin Yayla; Deleuze, Bergsonculuk
-23- Deleuze, Kafka: minor bir edebiyata doğru; Deleuze ve Carmelo Bene, Çakışmalar
-24,25- Deleuze, Sinema II: Zaman-İmaj

https://itaatsiz.org/?p=6039
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.12 09:42 bilgibirikim Özel Çiçekler (Solmayan Gül)

Günümüzde çiçekler farklı ve etkileyici görünümleri ile özel olarak tasarlanmaktadır. Ev dekorasyonunda çok fazla tercih edilen çiçekler, şık ve özel tasarımlarıyla bulundukları ortama ayrı bir hava katmaktadır. Sevdiğiniz kişilerin doğum günü, anneler günü, öğretmenler günü, sevgililer günü gibi özel günlerine özel çiçek tasarımları tercih edebilirsiniz. Özel çiçekler, kişiyi daha özel hissetmesini sağlayacaktır. Birbirinden şık tasarımlı çiçeklerle, sevdiklerimizin yüzünü her zaman güldürmek için en iyi seçimlerdir. Şüphesiz sevdiğiniz kişiler çiçeklerin en özelini hak ediyorsa ona özel çiçek tercihleri yapabilirsiniz. Özel tasarım çiçekler, taze ve en güzel çiçeklerle hazırlanmaktadır. Ayrıca şıklığı ve göz alıcı renkleriyle de birçok kişiyi etkisi altında bırakmaktadır. İsteğinize göre renkleri, tasarımı, sade veya gösterişli özel çiçek tasarımlarını seçebilirsiniz. Çeşitleriyle geniş bir yelpazeye sahip olan özel çiçekler, herkese hitap etmektedir. Özel çiçek tasarımlarıyla solmayan güllerimiz duruma ve kişiye özel yapılabilmektedir.
Kırmızı Gül Özel Çiçek Tasarımları
Aşkın çiçeği olan kırmızı gül, özel çiçek tasarımları ile eşinize veya sevgilinizi özel hissettirebilirsiniz. Doğum günü, evlilik yıl dönümü, kız isteme, nişan gibi özel günlerinizde kırmızı gül özel çiçek tasarımları ile en güzel günlerinizi daha da özel yapabilirsiniz. Çiftler için tasarlanan kırmızı güller, şüphesiz aşkın en güzel halini temsil etmektedir. Ayrıca evlilik tekliflerinde özel tasarım kırmızı güller ile harika bir konsept oluşturabilirsiniz. Hayatınızın en güzel anlarını en güzel özel kırmızı gül tasarımlarıyla taçlandırabilirsiniz. Kırmızı güller her zaman aşkın, tutkunun, sevginin, masumiyetin, sadakati ifade etmenin sessiz ifade şekli olmuştur. Kırmızı güllerin bu özelliğinin yanına bir de özel tasarımlar eklenince muhteşem ve göz alıcı görüntüler ortaya çıkacaktır.
Size Özel Çiçek Tasarımları
Gönderdiğiniz çiçeklerin sizi ifade etmesi için size özel tasarımlar olması gerekmektedir. Prestijinizi ön plana çıkaracak özel çiçek tasarımlarını, firmamızda bulabilirsiniz. Birbirinden şık ve iddialı koleksiyonumuz, sizi her zaman bir adım önde gösterecektir. Özel günler, katılamadınız davetler ve düğünler, özel geceler için özel tasarlanan çiçek koleksiyonumuzu gönül rahatlığı ile gönderebilirsiniz. Farklı taze ve özel çiçek seçenekleri ile en güzel tasarımı siz değerli müşterilerimiz için hazırlamaktayız.
Kaynak: https://xn--ieksalonu-p3ab.com/
submitted by bilgibirikim to u/bilgibirikim [link] [comments]


2020.07.24 21:19 muya003 Bana göre Platonik aşk nedir

1-2 yıl önce lise son sınıfta içimi dökmüş olduğum bir metin belgesine denk geldim. Umarım okuyanlar için vakit kaybı olmaz...
Aşk
Bana göre aşk hayal kurmak demektir ve tanımadığımız insanlara aşık olabileceğimize inanırım. Bu duyguları tatmamış kimseler biriyle tanışacaklarına ve bu insanı ruh eşi olarak tanımlayabilecek kadar sevecekleri fikrine kaptırırlar kendilerini. Ne kadar yakınlaşırsa o kadar tatmin olacaklarına, tanıdıkça seveceklerine ve kimi zamanda duygularının karşılıklı olacaklarına inanırlar. Ayrılmaz bir bütün oluşturacaklarına ve yapbozun en önemli parçasını bulacaklarına. Uğruna her şeyi feda edilebilecek birini bulma çabasıdır onlar için aşk. Oysa aşkı yaşayan biri için ne kadar birçok durum benzer olsa da olayın temeli farklıdır. Daha önce aşık olmamış biri eğer sevmek istiyorsa aşık olmak ister. Fakat aşkın şarabından bir kadeh almış biri tekrar içmeyi pek istemez, bilir ki yalnızca sarhoşluktur bu. Gerçekliği yoktur ve sonu her zaman az çok hüsrandır.

Aşık olabilmek için birinde yalnızca birkaç tane hoşunuza gidecek ve dikkatinizi çekebilecek özellik olması, ayrıca onu bunlar dışında pek de tanımıyor olmanız gerekir. Dış görünüşü, fiziği, ufak bir mimiği veya ettiğiniz kısa bir sohbetin yanı sıra toplumun aykırı görüp hoş karşılamadığı bir davranışı sergilemesi gibi pek hoş gözükmeyen bir davranıştan da hoşlanabilirsiniz. Nelerden hoşlandığınızı siz belirler ve bilirsiniz. Aslıda tüm bunlardan biri bile yeterlidir. Üzerine biraz hayal gücü eklenince olay tamamlanır. Hani bir söz vardır ya ‘’aşk ota da konar b*ka da’’ , işte bu sözün doğruluğu da aslında savunduğum düşüncenin getirisidir. Çünkü aşık olacağınız kişiyi siz yaratırsınız, kişiliği yerleştirecek birini bulunca da onun kim olduğuna bakmazsınız. Köşeleri bulunmuş bir yapbozun ortasına istediğiniz resmi yaparsınız.
Küçük bir hoşlantı aşka sebebiyet verebilir. Aşık olmak ile hoşlanmak benzerdir fakat asla aynı değildir. Bunları ayıran tek bir ana neden vardır kendimce. Aşk zaman ister. Düşüncenizle yaratacağınız biri için haliyle düşünmeniz gereklidir. Fakat birinden hoşlanmak anlık olarak gerçekleşebilir.
Aşık olmak insanı oyalar. Bana göre güzel şeydir aşık olmak. Yapacak pek önemli şeylerim olmadığından ve günün büyük kısmını sıkılıp uyumaya çalışarak geçiriyor olduğumdan zaman geçirecek bir şeylerin hasretini çekiyor oluşum sevdirmiştir sanırım bana aşkı. Bir süre oyalanmış biri olarak fark ettim ki benim de eskiden öyle olduğunu düşündüğüm üzere toplumun büyük çoğunluğu aşkı sevmek demek zanneder. Hayali gerçek sanan bir çocuğa benzetirim toplumun bu algısı. En kolay anlaşılırından günümüzde boşanmaların artmasını da bu nedene bağlıyorum. Edebiyatta ve sanatta olan aşk tasvirleri insanların dikkatini çekiyor ve onları özendiriyor. Zaten aşık olmak isteyen kişiler ise en ufak ayrıntıları aşka çevirebilmeyi becerebiliyor. Daha doğrusu aşık olduğuna inandırmayı başarıyor kendisini. Bir vakit bu hayalinde kendi oluşturduğu yasalarla yargılıyor davranışları, fakat bir süre sonra zaman ilaç oluyor ve gerçekten tanıştırıyor çiftleri. Hayallerini yaşayamayan çiftler ise çareyi ayrılmakta buluyor. Sanatın etkisi inanılmazdır düşününce.
Peki biraz da şöyle düşünün. Bu eserlerin bir çok insan tarafından beğenilmesinin yanı sıra aslında bu eserlerde kahramanın aşık olduğu kişi sizde de çoğu zaman güzel bir etki bırakıyor. Kahramanla benzer bir hoşlantı yapınızın olduğunu varsaysak bile bu hipotezi başka eserlerde de geçerli olan aynı durum ve bu durumun başka kişilerde de yaşanması çürütüyor. Toplum aynı kişilerden hoşlanıyor ama o tür kişilikler pek bulunmuyor mu yani? Hayır, sanatçı eserinde kendi aşkını anlatır. İnsanlar benzer kişilerden değil benzer kişiliklerden hoşlanır. Sanatçının tasvirinde ki kişilik hoşumuza gider çünkü o da bir hayal ürünüdür. Ne kadar yaşanmışlıkları yansıtan bir eserin bunun önüne geçeceği düşünülebilse de özünde bu eserler ne kadar sıcaksa o kadar hayaldir. İnsanlar da cahilliklerinden ötürü aşk edebiyatını güzel görünce aşkın ilişkinin son basamağı olduğunu sanıyor ve evliliklerine olanak kolaylığı sağlıyor.
Daha önce birine aşık olduğum için şanslıyım. Duygularımı yalnız yaşamak ağır gelmeye ve içimi kemiren eksiklik hissi beni rahatsız etmeye başlayınca onunla konuştum. Arkadaşlığımız bana birçok şey öğretti ve bu süreçte bir şeyleri anlamamı sağladı. İlk başlarda hoşlantımı aşk olarak tabir etmek yerine sevgi olarak değerlendirirdim. Ben de o zamanlar birçok insan gibi aşkı Nirvana olarak görüyor ve tanımadığım birini bu denli seveceğime inanıyordum. Kendimi aldattığımın farkına varma şerefine nail olduğuma mutluyum.
Söyleyeceğim şu ki; amacınız birinin sevmek değil, onu tanımak olsun. Pek çok insan sevebilir fakat çok az insan tanır. Bakınız ki isimlerini tarihe kazımış olan en büyük aşıkların aralarında engelleyici faktörler vardır. Kiminin aileleri kavgalıdır, kimini vermezler sevdiğine, kimi ise dağları deler kavuşmak için. Anlatacağım üzere aslında bu engeller özel kılar onları. bu engeller aşık eder onları. Ne yeterince tanıyabilirler birbirlerini, ne de uzak kalabilirler birbirlerinden…
(aşka bir örnek de kısaca kendimden vereyim ->)
Elma Çiçeği
Onu ilk gördüğüm gün sınıfa yeni gelmiş ve daha hala uyku sersemliğimi üstümden atamamış şekilde sıramda oturuyordum. 11. Sınıfın ilk yarısıydı. Kapıdan ders defterini vermek için nöbetçi öğrenci kılığında sınıfa girdiğinde bende kanıp kalbime almıştım onu. Berrak suya düşen bir damla mürekkepti ve henüz daha yayılmamıştı tüm kalbime. İçimden yalnızca ‘’tatlı kızmış’’ dedim. Tüm (kriterlerime) uyuyor gibiydi ve hayalimde ki kişiliği yerleştirmek için mükemmeldi. Fark bile edilemeyen ufak kıvılcım düşmüştü işte o gün baruttan kalbime. Pek önemsemedim bakarsanız bunu. Daha önce de çıkan birçok kıvılcımın tümünü zaman kolayca söndürmüştü. Gün boyu da aklımın ucundan dahi geçmedi dürüst olmak gerekirse. Fakat her şeyi ayarlayan kozmik bir güç tarafından olsa gerek son ders birden gelivermişti aklıma ve kendimi onu bekler halde bulmuştum. Kapı açıldı, defteri aldı ve kapı kapandı. Tüm bunlar olurken ise gözüm hiç şaşmadı ve göz kapaklarım hiç kapanmadı. Benimkisi saf bir duyguydu, yalnızca biraz heyecan arayan maceraperest birine ait duygu ve eylemler. Geçen birkaç gün boyunca arada sırada aklıma gelir oldu. Bazen evdeyken düşünüyordun, bazen okuldayken etrafıma bakıyordum belki onu görürüm diye. Fakat bunları nadiren yapıyor ve nedenini biraz da can sıkıntısına bağlıyordum. Geçen birkaç hafta sonunda artık onun için teneffüse çıkıyor, onun için kendime bakıyordum. Odak noktam pek zaman oydu ve birilerinin adına seslenmesi için sabırsızlanıyordum. Birkaç ay sonra sosyal medya hesabına eriştim. Zamanla artık onun sapığı olmuştum. Okulda, evde, sokakta, ailemleyken, arkadaşlarımlayken ve özellikle yalnızken aklımdan çıkmaz olmuştu. Uyurken de rüyalarımda özletmiyordu kendini. Çok garip değil mi? Henüz hiç konuşmadığım, sesini bile duymadığım ve kim olduğunu bilmediğim biri uğruna şiirler yazmak, hayaller kurmak, üzülmek ve sevinmek, fotoğraflarıyla uyumak. N’aparsınız, bilmiyordum ki aslında onun fotoğraflarını sevdiğimi. Tüm bu beklenmedik davranışlarım sonucunda bendeki garipliği ve çaresizliği fark eden birkaç kişi yardım etmeye çalıştı. Sosyal medyadan da birçok arkadaş edindim, kimiyle hala konuşurum. Beni ona bağlayan tek şey aslında kendimdim. Kimi arkadaşım ‘’kız güzel değil ki’’ derken kimisi ‘’yakışıyorsunuz, o da sen gibi biri’’ diyor ve iki durumda bana özel hissettiriyordu. İlk zamanlarda biraz dedektiflik yapmak uğruna indirdiğim okul deneme sıralaması listesinde de ‘’kesin budur’’ dediğim kişi çıkması gibi ufak tesadüfler beni iyice esir ediyordu. Yalnızca ufak kıvılcımlar gerekliydi, ateş yakmak ve hatta yangın çıkarmak konusunda üstüme yok gibi görünüyordu.
Ufak tefek konuşmalar, ağır ergen tavırlar ve hasretle geçen bir yılın ardından ondan hoşlandığımı belirttim. Evet uzun sürdü bunu söylemem. Önceleri utangaçlık sanıyordum, uzun süre de utanmıştım aslında. Zamanla cesaret toplamamla da bu durum değişmeyince anladım ki aslında bunu belirtip durumu değiştirmeyi ve her şeyin içine etmeyi istemiyordum. Amacım toplumca ‘’sevgili’’ olarak adlandırılmak falan değildi. Arkadaş olmaktan başka bir şey istemiyordum hayallerimin ötesinde. Konuşmamamın nedeni ise ya elimin ya da kalbimin boş kalacağı korkusuydu. Uzun süre onu ulaşılmaz görmüştüm ve hayallerimle kendimce mutluydum. Bir şeyleri değiştirmek ve olayı bozmak istemiyordum. Tüm bu hayallerden sıkıldığım ve biraz nesnellik aradığım bir gün belirsizlikleri yok etmem gerekti ve yazıverdim ona. Çok korkuyordum yazacaklarından. Korkum reddedilmek değildi, aksine kabul edilmekti. Bu kadar kısa sürede beklentilerimi ve hayallerimi boşa çıkarabilecek olmasından korkuyordum. Fakat ne mutlu ki mantıklı bir tepki aldım, bu beni neşelendirdi. Tek eksik taraf anlaşılmamış olmamdı fakat bunu üstesinden gelecektim. O zaman söze ‘’senden hoşlanıyorum’’ diyerek girmiştim. Bu yanlış değildi, ‘’sana aşığım’’ diyerek girseydim daha beter olurdu sanırım. Ben bile yeni anladım aşkı, ondan anlamasını beklemek yanlış olurdu. Bana aşkı öğretti o. Kurulabilecek en güçlü bağın ve olunabilecek en güzel şeyin yalnızca dostluk olduğunu anlamamı sağladı. Başka hiçbir şey olmayacaksa bile bana bu ayrımları öğrettiği, aşkın tadını tattırdığı için ona teşekkür ederim. Şimdilerde hala hoşlanıyorum, eskisinden hemen hemen daha fazla hem de. Fakat artık aşkım söndü. Bundan sonra da zor olurum. İlk gerçek aşkımın güzel bir insana denk gelmiş olmasına mutluyum. Ondan bir beklentim yok. Konuyu kendi içimde halledebilmem için iki yolum var gibi; Ya konuşacağız ve hayallerimden uzağa taşıyabileceğim onu, ya da zaman onun resminin üzerine tozlarını dökecek. Belki gerçekten sevebilirim onu şu an pek mümkün gözükmese de. Her ne olursa olsun beni bilinçlendirdiği ve değişime uğrattığı için ondan memnunum. Benim için bir zamanlar en önemli şey olan okulda bile bir dönem ortalamamı takdirden düşürecek kadar beni düşündürdüğüne minnettarım. Artık onu olduğu şekilde görüyorum.
Sevgiler…
submitted by muya003 to KGBTR [link] [comments]


2020.05.28 19:50 cinbilgisinfo Çin Atasözleri: İlham Veren, Komik ve Anlamlı Çince Sözler

Çin Atasözleri: İlham Veren, Komik ve Anlamlı Çince Sözler
Atasözleri ülkelerin tarihini, kültürünü ve tecrübelerini yansıtıyor. Kimi zaman komik, kimi zaman anlamlı, kimi zaman düşündürücü kimi zaman da karmaşık gelen bu sözler aslında hayatın gerçeklerini yanısıtıyor. Çin kültürü içerisinde yer alan Çince deyimler ve Çince atasözleri içerisinde derin anlamlar barındırıyor ve tecrübelerin aktarımını sağlıyor. ‘Bir Çin atasözü der ki’ diye başlayan cümleler çoğu zaman hayatın gerçeklerini ifade eden cümlelerle tamamlanıyor. İşte sizler için Çin atasözleri arasından seçtiğimiz Çince güzel sözler ve anlamları…
https://preview.redd.it/77q76ihzmj151.jpg?width=740&format=pjpg&auto=webp&s=d6e95c686f3bfc1b4c8fa299b1dddc69d5f53ef2

Öğüt Veren Çin Atasözleri

小洞不堵大洞难补。 Xiǎo dòng bù dǔ dà dòng nán bǔ.
“Küçük deliği durdurmazsan büyük deliği yamayamazsın.”
Öğüt veren Çin atasözleri arasında en çok bilinenlerden bir tanesi olarak yukarıdaki söz karşımıza çıkıyor. Sorunları küçükken halletmek gerektiğini sorun büyüyünce çözmenin zorlaşacağını ifade ediyor. Türkçe’de kullandığımız ‘yılanın başını küçükken ezeceksin’ tabiri bir yönüyle bu Çince atasözü ile eşleşiyor.

Tespit İçeren Çince Atasözleri

三个和尚没水喝。 Sān gè héshàng méi shuǐ hē.
Üç keşişin içecek suyu yok.
Çin Atasözleri toplumsal konulara da değiniyor. Örneğin yukarıdaki söz herkese ait olan işi hiç kimsenin yapmayacağını ifade ediyor. Yani görev birisine aitse o görev yapılır, eğer görev ortaya söylenmiş ve biriniz bu işi yapın denmişse hiçkimse o işi yapmaz deniyor. Aslında ofis ortamlarında sıkça karşılaştığımız bir durum.

Aşk Temalı Çin Atasözleri

情人眼里出西施。 Qínɡrén yǎnlǐ chū xīshī.
Aşık (sevgilisine) baktığında Xishi görür. (Xishi Çin’de güzelliği ile meşhur olan bir karakter)
Çin atasözleri arasında dilimizdeki tabirlere oldukça benzeyen bir başka söz de yukarıda yer alıyor. Bu Çin atasözü aşık olan kişinin sevdiğini her haliyle güzel göreceğini ifade ediyor. Bizim kullandığımız ‘güzel bakan güzel görür’ ya da ‘aşkın gözü kördür’ tabirine benziyor.

Komik Çin Atasözleri

一天到晚和妻子吵架的男人晚上什么都得不到 Yītiān dào wǎn hé qīzi chǎojià de nánrén wǎnshàng shénme dōu dé bù dào
Gün boyunca karısıyla tartışan adam gece avucunu yalar
一个男人在电栅栏上小便将会得到令人震惊的消息 Yīgè nánrén zài diàn zhàlán shàng xiǎobiàn jiāng huì dédào lìng rén zhènjīng de xiāoxī
Elektrikli çitlere işeyen adam şok edici haberler alır
Daha fazla atasözünü Çince atasözleri yazımdan okuyabilirsiniz.
submitted by cinbilgisinfo to KGBTR [link] [comments]


2020.05.12 01:26 kanguen Alignment, yani yönelimler nedir ve 5. sürümde kullanılırlar mı?

İlk önce cevaplaması çok daha kolay olan ikinci sorudan başlayalım. Hayır kullanılmazlar. Eski sürümlerde çok önem taşıyan ama bu sürümde kısıtlamaları kaldırmak adına alınan bir karar ile oyun üzerindeki etkisi en aza indirgenen bir mekanik bu. Bundan kastım hala bazı yaratıklara karşı iyi varlıkların fazladan hasar verebilmesi gibi durumlardır (bkz. Rakshasa).
Peki neden insanlar bunu bu kadar önemsiyor? Açıkçası, artık bu önemsenmiyor. D&D macerasına internet üzerinden küresel bir kitle ile başlayan biri olarak bu tartışmanın en çok Türk FRP'cileri arasında yapıldığını gördüm. Çünkü kitlemizde, usta-çırak ilişkisi ile bu işi öğrenmiş ya da hala eski sürümlerde takılıp kalmış çok fazla oyuncu var. Kimisi yeni sürümü öğrenmeye üşeniyor, kimisi de "böyle gelmiş böyle gidecek" diyip geleneklerinden vazgeçmiyor. Burada yargılamıyorum, ben de 5e'nin getirdiği bazı özgürlükleri zevkle kısıtlayanlardanım. Benim karşıma CN ateist bir Paladin ile çıkan aynı seansın sonunu göremez. Ama bu demek değil ki her Paladin de LG oynayıp kendini belirli bir kalıba oturtmak zorunda.
İşte burada biraz detaya girmek lazım çünkü farkedeceğiniz bir şekilde bu bahsi geçen Paladin'in davranışlarını yazıp örneklendirmek yerine sadece CN ya da LG gibi kalıplar kullandım. Bu yüzden de yönelimler hala güncel ve kullanımdalar, DM'lere ve oyunculara sizden ne tip davranışlar beklenmesi gerektiğini özetlerler. Peki gerçekten karakter yaratmada yönelim belirtme önemli mi, ya da bunu belirtme bir değer katıyor mu? Hayır. Rahatlıkla bu güne kadar yüzü aşkın oyuncuya oyun oynattığımı söyleyebilirim ve daha neredeyse hiçbirinin söylediği yönelimde kalabildiğini görmedim (CE istisna tabii ki). LG ranger olarak ilk seansına başlayan kişinin, patronları ölünce korkudan kaçan haydutları tek tek sırtlarından vurarak öldürdüğünü gördüm. Yani ne dediğiniz gerçekten umrumda değil, herhangi bir değeri yok. Bir çok DM'de olduğu gibi benim de gözümde her karakter Nötr başlar ve yönelimi davranışlarına göre şekillenir. Sanırım yeterince örnekledim ve öznel anekdotlarla içinizi baydım, artık size bu yönelimler nedir ve ne değildir diye yine çok öznel bir şekilde açıklayayım.
Burada yapılacak açıklamaların genel toplum ahlakı ile benim öznel erdem anlayışımın harmanı olduğunu unutmayın. Bu değerler görecelidir ve çok değişkenlik gösterecektir. Genel olarak rol yapma oyunlarında grubunuzu yabancılarla değil de, dünya görüşünüz birçok konuda örtüşen dostlarla kurmanız birbirinizi anlamanız konusunda yardımcı olacaktır. Toplum ahlakının da evrensel olmadığını unutmayın. D&D nasıl Elfler CG, cüceler de LG bir topluma sahiptir diye ayırabiliyorsa biz de aynıyız. İçinde bulunduğunuz toplum yine muhakeme yetinizi etkileyecektir.

İyi-Kötü ve Düzen-Kaos Eksenleri

Bir davranışın iyi mi kötü mü olduğunu anlamak için bakmanız gereken noktalar ve sormanız gereken sorular vardır.
Eğer birinci sorunun cevabı "Evet!" ise ilk filtrelemeyi yapabiliriz, iyi bir davranış değil. Her iyilik özveri gerektirir, bu değerli vaktin, hayatını tehlikeye atman ya da malın olabilir. Eğer davranış karşılığında bir ödül varsa bu ticarete girer, yaptığın ne kadar kahramanca olursa olsun.
Ejderha şehri yakıp herkesi haraca bağladı! Kahramanlarımız bu zorbalığı görüp onunla savaştı ve ejderi öldürdü!
Yaptıkları şey kesinlikle kahramanca, halkı zorba bir yaratıktan kurtardılar. Ama esas amaçları bu muydu? Çünkü şu anda gözlerinin önünde koca bir şehirden toplanmış hazine yığını var ve ona haklı bir şekilde sahip olabilirler. Peki olacaklar mı? Çünkü bu servet şu anda sefalet içinde olan halkın parası, onların yemeği ve onaracakları evlerinin yatırımı. Peki öldürdüğünüz kurtlar karşısında köylüden aldığınız o baba yadigarı kılıç? Sizin için bir şey değil belki ama o köylü için hasta çocuğuna alabileceği bir ilacın karşılığı o. Sadece maddi olmak zorunda değil, bir çıkar beklentisi içerisinde yapılan her davranış nötrdür. Prensesle evlenme ya da şövalye ilan edilme de buna dahil.
"Peki ya asırlardır kimseden mal çalmamış bir yaratığı bulup öldürsek ve onun kadim hazinesini alsak?" Bu yaratığın insanları rahatsız ettiğine emin misiniz? Kendi halinde takılan ve sadece farklı görünen bir şeye benziyor, neden onu öldürmek iyilik adına olsun ki? Kendi çıkarlarınız adına bir şey öldürdünüz. "Tamam o zaman, bu yaratığın malını çaldığı herkes öldü. Önce öldürüp sonra alıyor." Bütün aile, akraba ve dostları da öldü mü? Miras diye bir şey duymuştum, sanırım o burada uygulanabilir. Tamam hadi 7 soyunu kurutmuş olsun, iyilik yaptınız ve aynı zamanda zengin oldunuz. Sevinin!
İkinci soruya bakalım şimdi. Aslında bunu diğeri içinde cevapladığımızı farketmişsinizdir. "Ejderin hazinesi var ama ben bunu alırsam malın asıl sahipleri olumsuz etkilenecek." Burada cevabı hem bireysel hem de toplumsal olarak görmek gerekli. Eğer 1 kişiyi öldürmek 100 kişinin hayatını kurtaracaksa, bu iyi midir? Bir adamın o gece köydeki herkesi öldüreceğini söylediğini duydun ama adam şu ana kadar hiç suç işlememiş. Onu öldürürsen 100 kişiyi mi kurtarmış olursun yoksa bir masumu mu öldürmüş olursun? Bu konuyu Immanuel Kant güzel tartışmış ama o kadar felsefeye girmeyelim. Eğer işkenceyle aldığın bilgi hayat kurtaracaksa bu işkence aslında kötü değil midir?
Hayır, işkence kötüdür. Masum adamı öldürmek de kötüdür. Saldırdıktan sonra korkup kaçan kişiyi öldürmek de kötüdür. Birini öldürmenin haklı çıkacağı tek yer o an aktif olarak seni ya da başka birini öldürmeye çalışıyor olmasıdır. Yani sana yumruk savuran sarhoşu da öldüremezsin. En basit ölçeğiniz şu olsun, "Bir polis bunu yapar mıydı?" (lütfen Türk polisini örnek almayın). Peki ne yapalım ölsün mü bu masumlar? Hayır, tabii ki hayır. Bir toplumun iyiliği için kötüyü altedecek kötüler gereklidir. Bu yüzden zindancılar ve cellatlar, toplumun iyiliği için hayatlarından vazgeçmiş kahramanlar olarak bile görülebilir. (Bunun iblisler gibi bariz kötülük bulunan D&D evreni için olduğunu ve günümüz toplumu için görüşlerimi yansıtmadığını belirteyim). Tabii burada bahsettiğim şeyler bir iradesi olan insansı varlıklar için geçerli, iblis falan görürseniz zincirleyip mahkemeye çıkarıcam diye uğraşmayın, basın çekici kafasına.
Bir de iyiliğin kalıcılığı konusu var tartışmak gereken. Bir adam 60 yaşına kadar tüm ömrünü insanlara yardım etmeye adamış, üzerindeki paçavralar dışında hiçbir varlığı yok. Bir gün sevdiği ortaklarından birinin bağış kutusundan çaldığını görüyor, öfkesine yenik düşüp bıçağı kapıyor ve bu adama saplıyor. Bu adam 50 yıl iyilik yaptı diye bu göz ardı edilebilir mi? Gazete kuponu gibi iyilik stoklayıp sonra bunları cinayet karşılığı değiştirebiliyor muyuz? Bu adam insanların gözünde ömrünü iyiliğe adamış bir melek olarak mı ölecek, yoksa bir katil mi? Bazı konular artık size kalmış ama anlayacağınız asıl şey şu, şu dünyada iyi olmak zor. Kötülük ise anlık dalgınlığa bakar.
Yani biraz daha örneklemeden önce iyilik ve kötülük için davranış sonucu bizim etkilenme şeklimiz ve diğerlerinin etkilenme şekli arasında fark ya da zıtlık olması gerekli olduğunu görelim.
Köylü için gittim kurtları öldürdüm, bu durumda köylü için sonuç iyi. Köylü +1 olsun. Ben de karşılığında yadigar kılıcı aldım, bana da +1, terazi eşitlendi. Güzel bir ticaret oldu, iyi kötü yok. İkinci senaryoda ödülü istemedim ama başıma bir terslik de gelmedi, ben sıfırdayım. Köylü benden daha iyi durumda, iyilik yapmış oldum. Sonraki senaryoda ben ölümden döndüm, iksirimi harcadım ve zırhımı tamir ettirmem gerekecek ama hala ödül istemedim, -1 oldum. İşte bu özveri oldu, sevap point kasmaya devam!
Şakacı bir tip oynuyorum ve insanların geçtiği bir köşeye yağ döktüm uzaktan izliyorum. Ben düşüşlerinden haz alıyorum, +1'deyim. Düşenler durduk yerde acı çektiler, -1'deler. Ne kadar masum görünse de ben durduk yerde kendi hazzım için insanlara acı çektirdim, çok kötü bir davranış. Tabii ki cinayetle karşılaştırmıyoruz ama tüm iyi tanrıların yasakladığı bir davranış. Kaotik ve çılgın olmayla bir alakası yok, bariz kötülük.
Sonunda Düzen-Kaos'tan bahsedelim.
İyilik ve kötülükten aslında tamamen bağımsız olsa da düzen yanlısı karakterlerin daha iyi ve kaos yanlısı karakterlerin daha kötü olduğunu görürüz. Bu genel olarak yaşam tarzlarının peşinde getirdiği bir yüktür. Yani bana CG ve LE arasında, hangisinin hapsedilme ihtimali daha yüksektir diye sorarsan bunun cevabı tereddütsüz CG olur. LE bir politikacıdır, inanılmaz çıkarcı olup sadece kendini düşünebilir ama oyunu kuralına göre oynar. CG Robin Hood'dur, sonucunda iyilik yapar ama bunu yapma şekli toplum yasalarına ve düzenine uymaz.
Konu da bu zaten, yasalar ve düzen. Bu geçmişten gelen gelenekler de olabilir, annenin sözünü dinleme de. Krala edilen sadakat yemini de olabilir, dosta verilen söz de. Senin varolan düzene ne kadar uyum sağlayabildiğinin ve güvenilirliğinin ölçüsüdür. Bir yerde senden beklenilen şeyi yapar mısın yapmaz mısın? Bir yargıç LN'dir, iyi ve kötü onu ilgilendirmez, sadece varolan yasa ve kişilerin buna uyup uymaması önemlidir. Evden kaçan ergense CN'dir, iyi ya da kötüye bakmaz, sadece baskı ve düzenden sıkılmıştır.
Tam burada Kaostan bahsedelim. Bunu duyunca gerçekten çılgınca şeyler düşünebiliyor insanlar, oysa ki burada anlamamız gereken şey toplum ve düzen yerine bireysellik. Yani "Senin yasaların ve öğretilerine ihtiyacım yok! Benim kendi aklım, iradem ve doğrularım var. Kendi düzenimi kendim yaratırım." demektir kaotik olmak. Bu yüzden Robin Hood gibi karakterler yasaların kötü olduğu yerlerde onlardan uzaklaşarak iyi olabilirler. Tiranlara baş kaldıran isyancıların yönelimidir bu.
Şimdi iyi ve kötüye bakmadan örnekleyelim. Düzenli savaşçı ve kaotik okçumuz var. Okçu diyor ki şu haydutlara ormandan yaklaşıp sinsice indirelim, gereksiz tehlikeye girmeyelim. Savaşçının ise bazı prensipleri var, "Eğer biriyle savaşacaksam silahı elinde, gardını almış bir şekilde karşımda olur. Kimseyi sırtından vurmam." diyor. Okçu mantıklı, kendi hayatını düşünüyor. Savaşçı da toplumu düşünüyor. Bu haydut denilen kişiler belki de aradıkları kişiler değiller, belki biri rakibi ortadan kaldırmak için iftira attı, belki fırsat sunulduğunda teslim olacaklar ve cezalarını çektikten sonra yine topluma faydalı bireyler olacaklar. Bunu yargılamak savaşçıya düşmez, onları adalete teslim etmeliler. Eğer savaşarak ölmek isterlerse tabii ki bu yine onların seçimi olacaktır.
Başka bir örnek olsun, aynı okçu insanları özgür bırakmak için köle tacirlerine saldırma planını anlatıyor. Savaşçı ise o tacirlerin gerekli belgelere sahip olduğunu ve buradaki işlerine devam etmeye hakları olduğunu söylüyor. Hem o köleler köle kastında doğdu, bu yüzlerce yıllık geleneği neden değiştirmek isteyebileceğini sorguluyor.
Peki LG daima kendi ayağına sıkma mı demek? Tabii ki hayır. Eğer birine yardım edebilecek durumdaysan ve mantık dahilinde bir başarı oranın varsa yardım etmekle yükümlüsün. Bunu Paladin için örnekliyorum, masumların hayatını kurtarmak için söyleyeceğin bir yalan senin yeminini bozmaz. Tabii ki diğer seçenekler mevcutsa önce onlar değerlendirilir ama bir tiran sana yolda hiç kaçak gördün mü diye sorarsa ve sen de görmüşsen, burada hayır demen ilk yeminin olan masumların korunmasına hizmet edeceğinden kabul edilebilir. Yemininde sıralama önemli.
Eğer buraya kadar sabredip okuyabilen varsa tebrik ederim. Daha çok örnek var, anlatılacak çok şey var ama ben yazarken yoruldum, okuyana da bol sabır diliyorum. 9 yönelimi ayırıp tek tek örnek vermedim çünkü kimse sadece tek bir yönelim ile hareket etmez. Siz karakteriniz olun, davranışları onları ne yöne çeker zamanla görürsünüz.
submitted by kanguen to 5eturkce [link] [comments]


2020.04.11 10:02 Taraftarium24hd Buz Devri Türkçe Dublaj Tek Parça izle

Buz Devri Türkçe Dublaj Tek Parça izle
Buz Devri 1 izle Buz Devri 1 Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/t6zk5abeb5s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=4c27810577e19e2e2afd66a1d78093c82050da8d
Buz Devri 1 izle, Buz Devri 1 Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Buz Devri 1 Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: Chris Wedge, Carlos Saldanha
Filmin Oyuncuları: Ray Romano, John Leguizamo, Denis Leary
Filmin Türü: Komedi, Animasyon
Filmin Vizyon Tarihi : 31 Ocak 2003
Filmin Süresi : 1 Saat 21 Dakika
Buz Devri 1 Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 1 Filmi konusu: Dünyamız yaklaşık yirmi bin yıl önce buzul çağının etkisi altına girmek üzeredir. Buzul çağının ölümcül etkilerinden kendilerini korumak ve hayatta kalmak içgüdüsüyle hayvanlar, dünyanın güney bölgelerine zorunlu bir göç başlatır. Tüyleri alabildiğine uzun, korkusuz bir mamut, karizması havalarda, kendine güveni yüksek güçlü bir kaplan ve tembel ve yaramaz olduğu kadar sakar bir hayvan olan bir miskin, bu göç kervanından geri kalmıştır. Bölgede oluşan kaos ortamı sonucunda bir araya gelen bu küçük ekip, birbirlerinden hayli farklı türde hayvanlar olmalarına rağmen, beraberce hayata tutunmanın yollarını ararlar. Sürpriz bir şekilde aralarına katılan minik bir bebeğin hayatını kurtarmak ve ailesine teslim etmek ise en önemli görevleri olacaktır.
Buz Devri 1 Tek Parça 1080p 720p izle
Serinin ilk filmi olan Buz Devri 1, İMDB’de 277.178 kişiden aldığı oyla 7,6 değerindeki puanını muhafaza etmektedir. 59 Milyon Dolarlık bir bütçeyle Chris Wedge ve Carlos Saldanha ikilisi tarafından Amerika’da tamamlanan Buz Devri 1 filmi, Michael J. Wilson’ın kitabından ilham alınarak beyaz perdeye uyarlanmıştır. Orijinal dilde başrol seslendirmelerini Denis Leary, John Leguizamo ve Ray Romano yapmıştır. Film boyunca komedi öğelerinin baskın olduğu yapımda, bir serüvenden diğerine nefes kesici bir tempoyla sürükleniyoruz.
Filmi Full HD izle LİNK: Buz Devri 1 Filmi Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 1 Filmi, Buz Devri 1 Filmi izle, Buz Devri 1 Tek parça izle, Buz Devri 1 Full hd izle, Buz Devri 1 Filmi konusu, Buz Devri 1 Filmi 720p izle, Buz Devri 1 Filmi 1080p izle, Ice Age 1 Filmi, Ice Age 1 Filmi izle, Ice Age 1 Tek parça izle, Ice Age 1 Full hd izle, Ice Age 1 Filmi konusu, Ice Age 1 Filmi 720p izle, Ice Age 1 Filmi 1080p izle,
Buz Devri 2: Erime Başlıyor izle Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/2bc8643gb5s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=56539405122b8752800aeb12a876001a7d9900e2
Buz Devri 2: Erime Başlıyor izle, Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Buz Devri 2: Erime Başlıyor Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: Carlos Saldanha
Filmin Oyuncuları: Ray Romano, John Leguizamo, Denis Leary
Filmin Türü: Komedi, Animasyon
Filmin Vizyon Tarihi : 14 Nisan 2006
Filmin Süresi : 1 Saat 26 Dakika
Buz Devri 2: Erime Başlıyor Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi konusu: Kahramanlarımız serinin ikinci filminde çılgın maceraları ile bir kez daha karşımızda. Manny, Sid ve Diego, büyük bir hızla erimekte olan buzların arasından kaçıp artık daha sıcak bir hayatın keyfini çıkarmaya hazırlardır. Bu sırada ekibe yeni yüzler de katılmış durumdadır. Uzun tüylü mamut dostumuz Manny, bir aile kurmayı her şeyden çok ister. Dünyada kalan tek dişi mamut olan Ellie ile tanıştığında, ilk başlarda pek de iyi anlaştıkları söylenemez. Ellie kendisini bir opossum sanmaktadır. Dahası, gerçekten opossum olan iki de kardeşi vardır: Crash ile Eddie. Eriyen buzlardan dolayı bir an önce hep birlikte vadinin öteki tarafına ulaşmak zorundadırlar. Bu sırada meşe palamudu peşinde bitmek bilmeyen ısrarı ve komik maceralarıyla Scrat da iş başındadır.
Buz Devri 2: Erime Başlıyor Tek Parça 1080p 720p izle
İkinci filmde, Mamut Manny bir aile kurmak istemektedir. Ancak çok uzun süredir ortalıklarda Manny'den başka bir mamuta rastlanmadığından, kimse bunun mümkün olduğuna ihtimal vermemektedir. Ta ki bir gün Manny'nin karşısına Ellie adında bir dişi mamut çıkana kadar. Manny ve Ellie çok da iyi anlaşamazlar, çünkü Ellie kendisini bir opossum sanmaktadır. Bu arada iyice ısınan hava, vadiyi okyanus sularından ayıran devasa bir barajı eritmeye başlamıştır. Bunu fark eden kahramanlarımız Manny, Sid ve Diego kurtulmanın tek yolunun vadinin diğer tarafına geçmek olduğunu bilirler. Çılgın üçlü, Ellie ve iki opossum kardeşini de yanlarına alarak macera dolu bir yolculuğa adım atarlar.
Filmi Tek Parça izle LİNK: Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi, Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi izle, Buz Devri 2: Erime Başlıyor Tek parça izle, Buz Devri 2: Erime Başlıyor Full hd izle, Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi konusu, Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi 720p izle, Buz Devri 2: Erime Başlıyor Filmi 1080p izle, Ice Age 2: The Meltdown Filmi, Ice Age 2: The Meltdown Filmi izle, Ice Age 2: The Meltdown Tek parça izle, Ice Age 2: The Meltdown Full hd izle, Ice Age 2: The Meltdown Filmi konusu, Ice Age 2: The Meltdown Filmi 720p izle, Ice Age 2: The Meltdown Filmi 1080p izle,
Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı izle Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/macea7ohb5s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=1c721df85ac7a2a22a6f0c2cf69b0ccf6333aff7
Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı izle, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: Carlos Saldanha, Mike Thurmeier
Filmin Oyuncuları: Ray Romano, John Leguizamo, Denis Leary
Filmin Türü: Animasyon, Macera
Filmin Vizyon Tarihi : 1 Temmuz 2009
Filmin Süresi : 1 Saat 40 Dakika
Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi konusu: Buz Devri serisinin ilk iki filmiyle hayatlarımıza giren kahramanlarımız, yine heyecan dolu bir macera ile Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı'nda tekrar karşımızdalar.Scrat eskisi gibi bir türlü ele geçiremediği meşe palamudunun, (ve bu kez belki de aşkın) peşindedir. Manny ve Ellie heyecan içinde yavruları minik mamutun dünyaya gelmesini beklemektedir. Miskin Sid, bulduğu dinozor yumurtalarından çıkan yavrularla kendine adeta bir aile kurar. Ama bu Sid için çok da iyi olmayacak gibidir. Kılıç dişli kaplan Diego ise, dostlarıyla ilişkisinde çok yumuşak başlı olup olmadığını sorgulamaya başlamıştır. Sid’i başına sardığı belalardan kurtarmak için çıktıkları yolculukta kendilerini birdenbire esrarlı bir yeraltı dünyasında bulan ekip, karşılarına çıkan devasa dinozorlar, aklını kaçırmış gibi davranan farklı hayvan türleri, yeni bir bitki örtüsü ve tek gözüyle acımasız bir dinozor avcısı olan gelincik Buck ile heyecan dolu ve bir o kadar da eğlenceli bir serüvenin ortasında kalırlar. Buzul çağının en gözü pek kahramanları Manny, Sid, Scrat, Diego, Buck ve arkadaşları, başka hiç kimsenin cesaret edemeyeceği diyarlara gidiyor ve izleyicileri soluk soluğa bırakacak maceralar vaat ediyor.
Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Tek Parça 1080p 720p izle
Animasyon sineması tarihinde belki de hiçbir karakter, bir meşe palamudunun peşinde koşup duran sevimli sincap Scrat kadar sevilmedi. İşte başta Scrat olmak üzere, tüm kahramanlarımızın maceradan maceraya atıldıkları serinin yeni filminde karşımıza bu kez dinozorlar çıkıyor. Kaplanlarla, avcılarla ve eriyen buzullarla mücadele eden kahramanlarımız, bu defa dinozorlarla karşı karşıya geliyor. Filmin en sevimli maskotu Scrat'ın, alışık olduğumuz üzere meşe palamudunun peşine düşerek izleyicileri gülmekten kırması garanti. Sid, Manny ve Diego’ya, ikinci bölümden tanıdığımız Ellie ve sıçan kardeşleri bu bölümde de eşlik ediyor.
Animasyon Filmi izle LİNK: Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi izle, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Tek parça izle, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Full hd izle, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi konusu, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi 720p izle, Buz Devri 3: Dinozorların Şafağı Filmi 1080p izle, Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs Filmi, Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs Filmi izle, Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs Tek parça izle, Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs Full hd izle, Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs Filmi konusu, Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs Filmi 720p izle, Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs Filmi 1080p izle,
Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor izle Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/7maxttfjb5s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=ab50c52ce4c76e193df5678e917c01e867b32224
Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor izle, Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: Steve Martino, Mike Thurmeier
Filmin Oyuncuları: Ali Poyrazoğu, Haluk Bilginer, Yekta Kopan
Filmin Türü: Komedi, Animasyon, Macera
Filmin Vizyon Tarihi : 29 Haziran 2012
Filmin Süresi : 1 Saat 34 Dakika
Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi konusu: Serinin dördüncü filmi Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor; Manny, Diego ve Sid'in, kendilerini diğer canlılardan ayıran afetin sonrasında sürüklendikleri yeni kıtada yaşadıkları olayları beyazperdeye yansıtıyor. Bir buzdağı parçasından derme çatma bir gemi yapmak durumunda kalan kahramanlarımızın nefesleri kesen maceralarla bezenmiş destansı deniz yolculuğu bu şekilde başlıyor. Manny ve dostlarını bu yeni dünyada, hepsi birbirinden korkunç deniz yaratıkları ile acıması olmayan korsanlar karşılıyor. Sevimli tarih öncesi sincap Scrat ise yine bildiğimiz gibi, lanetli palamudu onu nereye sürüklerse ardından koşturuyor. Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor, üç boyutlu izleme seçeneğini de sunan, serinin dördüncü filmi.
Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Tek Parça 1080p 720p izle
Yediden yetmişe her yaştan film severin hayranlıkla izlediği animasyon serisi, yine harika bir macera ile izleyiciye keyifli saatler vaat ediyor. Kıtalarında meydana gelen büyük felaketin ardından Many, Diego ve Sid, irice bir buz kütlesini gemi haline getirerek okyanusta soluk soluğa bir maceraya yelken açarlar. Yolculuk boyunca birbirinden garip deniz canavarları ve amansız korsanlarla karşı karşıya gelen kahramanlarımız, atıldıkları zorlu maceranın sonunda emniyetli bir yere ulaşabilecekler midir? Bu soru, serinin eğlence ve heyecanından hiçbir şey eksilmeyen dördüncü bölümünde yanıt buluyor.
Animasyon Filmi Full HD izle LİNK: Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi, Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi izle, Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Tek parça izle, Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Full hd izle, Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi konusu, Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi 720p izle, Buz Devri 4: Kıtalar Ayrılıyor Filmi 1080p izle, Ice Age 4: Continental Drift Filmi, Ice Age 4: Continental Drift Filmi izle, Ice Age 4: Continental Drift Tek parça izle, Ice Age 4: Continental Drift Full hd izle, Ice Age 4: Continental Drift Filmi konusu, Ice Age 4: Continental Drift Filmi 720p izle, Ice Age 4: Continental Drift Filmi 1080p izle,
Buz Devri 5: Büyük Çarpışma izle Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/yvxfq53lb5s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=047aa4ccff3327e69aaacdef3889d03394154de9
Buz Devri 5: Büyük Çarpışma izle, Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: Mike Thurmeier, Galen T. Chu
Filmin Oyuncuları: Ali Poyrazoğlu, Haluk Bilginer, Yekta Kopan
Filmin Türü: Komedi, Animasyon
Filmin Vizyon Tarihi : 15 Temmuz 2016
Filmin Süresi : 1 Saat 34 Dakika
Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi konusu: Fox Animation Studios ve Blue Sky Studios şirketlerinin ortak yapımcılığında hayata geçirilen serinin son halkası, çok sevilen animasyonun beşinci filmi olarak karşımıza çıkıyor. Uslanmaz meşe palamudu delisi antik sincap Scrat, karnını doyurmaya çalışırken bilmeden bir dizi kozmik olayı tetikler. Tahmin edileceği üzere bunun ucu Buz Devri'nin gözü pek kahramanlarına da dokunur. Tetiklenen olaylar nedeniyle dünya bir defa daha yok oluşun eşiğine gelir. Bu kez rotası dünya olan bir meteor, büyük bir hızla yörüngeye doğru yaklaşmaktadır. Bunun sonucunda, yeryüzünde bir takım değişimler meydana gelir. Meteorun ufak parçalarının dünyaya çarpmasıyla birlikte ekip elektromanyetik bir alan keşfeder. Ekibin beyni konumundaki Buck, meteorun çarpmasını engellemek için bir plan ortaya koyar. Bu plan, cesur ekibimizi Geotopia adında hiç bilmedikleri bir yere götürür. Burada var olan kristaller ile Geotopia sakinleri dünyayı kurtarmak için geriye kalan tek umuttur.
Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Tek Parça 1080p 720p izle
Buz Devri 5: Büyük Çarpışma'nın yönetmenlik koltuğunda Mike Thurmeier ve Galen T. Chu birlikte oturuyor. Animasyon filmin Türkçe seslendirme kadrosunda Ali Poyrazoğlu, Haluk Bilginer ve Yekta Kopan üçlüsü bir kez daha başı çekerken, Altan Erkekli, Ecem Uzun, Didem Barış Atlıhan ve Barış Özgenç gibi usta isimler de onlara eşlik ediyor.
Film izle LİNK: Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi Türkçe Dublaj izle
Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi, Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi izle, Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Tek parça izle, Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Full hd izle, Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi konusu, Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi 720p izle, Buz Devri 5: Büyük Çarpışma Filmi 1080p izle, Ice Age 5: Collision Course Filmi, Ice Age 5: Collision Course Filmi izle, Ice Age 5: Collision Course Tek parça izle, Ice Age 5: Collision Course Full hd izle, Ice Age 5: Collision Course Filmi konusu, Ice Age 5: Collision Course Filmi 720p izle, Ice Age 5: Collision Course Filmi 1080p izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2020.02.07 01:21 karanotlar Kadınların Kurtuluşu – 1907 – He Zhen

Kadınların Kurtuluşu – 1907 – He Zhen
https://preview.redd.it/g4cvfpitaef41.png?width=209&format=png&auto=webp&s=47dda2517cedc785420ce445f4031990dace3fb4
Çin’deki anarşist fikirlerin izi ilk Taocu filozoflara dek sürülebilir. Yirminci yüzyılın başlarında, anarşist fikirler Çin’de Çinli entelektüeller ve yurtdışındaki öğrenciler arasında yeniden dolaşmaya başladı. He Zhen, 1907’de Sosyalizm Çalışmaları Topluluğu’nu birlikte kurdukları eşi Liu Shipei (1884-1919) ile Tokyo’da yaşayan ilk Çinli anarşist feministti. Birlikte ilk Çince anarşist mecmualardan biri olan Natural Justice’i [Doğal Adalet) yayımladılar Çin toplumunda kadının konumu Çinli anarşistler için önemli bir konu haline geldi. O zamanlar, ayak-bağlama ve cariyelik hâlâ yaygın uygulamalardı. Aşağıdaki pasajlar onun ilk olarak Eylül ve Ekim 1907’de Doğal Adalet’te yayımlanan “Kadınların Kurtuluş Sorunları” adlı makalesinden alınmıştır. Çeviri Oregon Üniversite¬si Tarih Bölümü’nden Hsiao-Pei Yen tarafından yapılmıştır.
SON BİRKAÇ BİN YILDA DÜNYA… sınıf hiyerarşisi tarafından kurulmuş ve erkeklerin egemenliğindeki dünyadır. Dünyayı daha iyi hale getirmek için, erkek egemenlik sistemini saf dışı bırakmamız ve eşitliği uygulamamız gerekiyor, böylece erkekler ve kadınlar dünyayı paylaşacaktır. Tüm bu değişimler kadın kurtuluşu ile başlar. Binlerce yıldır, Çin’in toplumsal yapısı kadını boyun eğen köleler haline gelmeye zorlamıştır. Eski zamanlarda kadına erkeğin mülkü gibi davranıldı. Sefahati engellemek için, erkek, cinsiyetler arasındaki farklılıkları vurgulayan ahlaki öğretileri kurdu. Zaman boyunca, erkek ve kadın arasındaki fark doğal bir yasa olarak görüldü. Kadın kendi özel alanıyla yetindi, ender olarak seyahat edebildi… Kadının sorumluluğu çocukları yetiştirmekle ve hane halkını çekip çevirmekle sınırlandırılagelmiştir.
Çin dini nesillerin atalarının ruhunu taşıdığına inanır, böylece insanlar üremenin ölümsüzlüğe ulaşma yolu olduğunu düşünür. Çin politik sistemi çocuklara mülkiyetmiş gibi davranır, dolayısıyla insanlar üremeyi zenginlik elde etme aracı olarak düşünür. Bu yüzden, erkeğin cinsel zevkini destekleyen hem dini hem de politik sistemle, erkek kadına, insan üremesinin bir aracıymış gibi davrandı. Üstelik, Çinli erkek önemsiz ev işleriyle ilgilenmeye nadiren isteklidir: Bunun yerine, hem bütün fiziksel işleri hem de çocuk bakımını kadınlara yaptırırlar. Çocuk yetiştirmeyi ve hane halkını idare etmeyi kadının müebbet mesleği yapan başka nedenler de vardır. En başta, erkek kadına özel mülkiyeti gibi davranır.
İkinci olarak, modern zamanlar öncesindeki düşük yaşam standartları, tek başına erkek emeğini aileyi beslemek için yeterli kıldı, bu yüzden varlıklı ailelerin kadını çocuk yetiştirmek ve ev işlerini idare etmek dışında nadiren çalıştı. Bu yüzden, kölelik ve aylaklığın bütün kötülükleri kadının etrafında toplanır… Genellikle sadece fakir ailelerdeki kadınlar, yaşamak için kendilerine bel bağlarlar. Tarlalarda çalışırlar; hizmetçi olarak ücretli çalışırlar; en kötüsü, fahişe olurlar. Bu kadınlar, fiziksel olarak daha az sınırlanmış olmalarına rağmen, asla ruhsal kurtuluşa erişemezler. Gerçekte, fiziksel özgürlüğü elde eden kadın aslında en fazla sömürülen, en fazla aşağılanan ve en fazla küçük düşürülen kadındır…
Erkek kadının kurtuluşundan kaçınmak ister, çünkü kurtuluşun kadının karmakarışık davranışlarına neden olacağından korkar. Erkek kadın üzerine ne kadar fazla sınırlama koyarsa, kadının günaha yönelik arzuları o denli güçlü hale gelir. Hırsızlığın yasaklanmış olmasına rağmen, hırsız bir kere bir objenin değerini anladığında çalma arzusunun sadece güçlenmesine benzer şekilde, kadın da, kendini sınırlamamaya yönelik herhangi uygun bir fırsatı kavrayacaktır. Bunun için, özgürlük değil kapatılma ve sınırlandırılma kadının eşini aldatmasına neden olur. Çinli insanlar özgürlüğün kadını karmakarışık yapacağını nasıl söyleyebilir? Gerçek nedeni anlamıyorlar. Kadının özgürlüğüne ne kadar yasak koyarlarsa, kadın ahlakı da o denli dejenere hale gelir. İşte bu nedenle Çinli kadın gelişemiyor… Gerçek özgürlük, bütün sınırlamalardan tam bağımsızlık anlamına gelir. Günümüz Batı evlilik sistemi iktidar, zenginlik, ahlak ve yasa koşulları tarafından sınırlanır. Evliliğin gönüllü olduğunun söylenmesine rağmen, Batıdaki bütün erkekler ve kadınlar sadece sevgi için mi evlenir? Erkekler kadınları sıklıkla zenginlikleri ile baştan çıkarır; varlıklı ailelerden kadınlar da daha fazla talibi çekebilir. Hatta bazı durumlarda, zengin erkek fakir kadını kendisiyle evlenmeye zorlar. Bu, evliliğin zenginlik üzerinden sınırlandırılmasıdır. Bazı durumlarda, erkek kendi ilerlemesinin bir aracı olarak, prestijli geçmişi olan kadınla evlenir; diğer durumlarda, prestijli erkek düşük sosyal statülü kadınla sınıf farklılıklarından dolayı evlenemez. Bu, evliliğin iktidar üzerinden sınırlandırılmasıdır. Basitçe söylemek gerekirse, özgür evlilik yoktur!… Yasa ile yönetilen modern toplumlardaki kadınlar, erkeklerle aynı eğitimi almalarına rağmen, nadir olarak siyaset bilimi ve hukuk okuma şansına sahip olurlar, orduya veya polis akademilerine kaydolma şanslarından bahsetmek bile gereksiz. Bürokrasi ile yönetilen modern devlette kadının erkekle eşit fırsata sahip olduğunun söylenmesine rağmen, kadınlar memur olamazlar. Cinsiyet eşitliği sadece lafta kalır.
Kadının kurtuluşu, kadına gerçek eşitliğin ve özgürlüğün zevkini getirmelidir. Batı sistemi kadına sadece lafta kalan özgürlük ve eşitliği getirir. Sahip olduklarını iddia ettikleri özgürlük gerçek özgürlük değil, sahte özgürlüktür! Eşitlik, sahte eşitliktir! Gerçek özgürlük olmadan, kadın tam gelişmişlikten mahrum kalır; gerçek eşitlik olmadan hiç kimse insan haklarından yararlanamaz. Asyalı kadın, Batı medeniyetinin gelişimine hayranlık duyarak, Batılı kadının kurtulmuş olduğuna ve erkekle tam özgürlüğü ve eşitliği paylaştığına inanıyor. Batılı kadının ayak izlerini takip etmek istiyor. Yazık! Kadın devrimi çağında olduğumuz için kadının sadece sahte özgürlüğe ve sahte eşitliğe sahip olmasını istemiyorum; kadınların gerçek özgürlüğe ve gerçek eşitliğe ulaşacağım şiddetle umut ediyorum! Son yıllarda, insanlar Çin toplumunda kadının kurtuluşunu aramaya başladılar. Kadının kurtuluşu aktif olarak veya pasif olarak başarılabilir. Kurtuluşa aktif olarak ulaşmanın anlamı nedir? Bu, kadınların kendi kurtuluşları için mücadele etmesi ve onu savunmasıdır. Kadın kurtuluşuna pasif olarak ulaşmanın anlamı nedir? Kurtuluşun kadına erkek tarafından bahşedilmesidir. Bugün Çinli kadının kurtuluşu genel olarak pasif yoldan teşvik ediliyor. Kadın kurtuluş hareketinin savunucularının çoğu erkek olduğunda, kadınlar erkekler kadar kazanç sağlamaz. Geçmişte bütün kalbiyle kadının kapatılmasını ve sınırlandırılmasını destekleyen erkek, neden son yıllarda kadın kurtuluşunu ve cinsiyet eşitliğini destekliyorlar? Bunun için üç açıklama vardır. İlki, Çin erkeğinin çıplak iktidara tapınmasıdır. Çin’in, Avrupa, Amerika ve Japonya gibi dünyayı medenileştiren başlıca güçlerin sistemini izlemesi gerektiğine inanıyorlar. Eğer Çinli erkekler, karıları ve kız çocukları için ayak-bağlama uygulamasını yasaklayarak onları okula gönderseler ve onları eğitseler, Çin’in medeni olduğu düşünülecek. Çinli erkekler ve aileleri, uygarlık ününün zevkini çıkaracaklar. “Medeni” erkekler kendi “medeni” kanlan ve kız çocuklarıyla kamusal alana çıktıklarında, başarıları için alkışlanacaklar. Bu erkekler kadın kurtuluşunu kadınların hatırı için mi teşvik ediyorlar? Kadınları sadece kendi ünlerine ulaşmak için kullanıyorlar. Onların bencil kaygıları, kadınlara kendi özel mülkiyetleri olarak davrandıklarını kanıtlar. Eğer kadın gelişiminin onların şöhreti üzerine etkisi olmasaydı, kadın kurtuluşu ile bu denli ilgili olmayacaklardı. Çinli erkeğin kadını özelleştirmesi, kendisini ilk kez eski geleneksel toplumda kadınları sınırlama çabalarında göstermişti; artık kendisini Batı modeli üzerinde kadın özgürlüğü için verilen destekte gösteriyor. İkinci olarak, Çinli erkeğin kadın özgürlüğünü teşvik etmesi, Çin’in ekonomik durgunluğuyla alakası var. Orta-sınıf aileler kadın üyelerini beslemekte zorluk çekiyor.
Erkekler kadının sınırlandırılmasından bir şey elde etmediklerinin, hatta bu sınırlandırmanın ekonomilerini enkaza çevirdiğinin farkındalar. Bunun için kadın bağımsızlığını savunuyorlar ve kadının erkeğe ekonomik bağımlılığının onların en büyük düşmanı olduğunu görüyorlar. Çinli erkekler kız çocuklarını kız okullarına girmeleri için cesaretlendiriyor. Daha az varlıklı ailelerden kadınlar nakış, örgü, dikiş ve aşçılık gibi el sanatları öğreniyorlar. Şanslı olanlar öğretmen okullarına giriyor. Daha gelişkin kadınlar, düzenli müfredat dışında eczacılık ve fen gibi profesyonel eğitim alıyorlar. Erkekler kadınların eğitimini onların iyiliği için değil, kendi iyilikleri için teşvik ediyorlar. Mezuniyetlerinden sonra kadınlar öğretmen veya becerikli işçiler olarak kendi yaşam gereksinimlerini karşılayabilirler. Hem de ailelerine bakmaya mecbur kalırlar. Kızlarıyla birlikte ailenin mesuliyetini paylaşırlar, hatta eve en fazla ekmek getiren olurlar, erkekler daha fazla boş zamanın zevkini çıkarır veya paralarını metreslerine ya da fahişelere harcayabilirler. Erkekler herhangi bir sınır olmadan zevk sürmeye devam ederlerken, kızları çetin yaşam koşullarının ıssızlığında acı çekerler. Erkek, kadının bağımsızlığını kendi çıkarları yüzünden savunur, işte bu, Çinli erkeğin kadın kurtuluşunu teşvik etmesinin ikinci nedenidir.
Üçüncü neden, Çinli erkeğin ailesine değer vermesi ve çocuklarından büyük beklentileri olmasıdır. Ancak, kendi başına ev işlerini yönetme ve çocukları yetiştirme göreviyle başa çıkmak için yeterli ve uygun değildir. Kadının sorumluluk almasını isterler. Bu yüzden, ev ekonomisi Çin’deki kız okullarının en popüler konusu haline gelmiştir. Çin’de yeni kurulan parti (Devrimci Güç Birliği) bile, ev içi eğitimin tüm eğitimlerin temeli olduğunu iddia eder. Bu şu anlama gelir; medeni bir kadın ev işlerini geri kalmış bir kadından daha iyi halledebilir; medeni bir kadın çocuklarını geri kalmış bir kadından daha iyi eğitebilir. Aslında, aile erkeğe aittir, bu yüzden aileyle ilgilenmek erkeğe hizmet etmek gibidir; çocuklar da erkeğe aittir, çünkü annelerinin yerine babalarının soyadını alırlar. İşte bu nedenledir ki, erkek kadını kendi amaçları için kullanmak ister. Sonuç olarak, üstteki üç neden erkeğin kadın kurtuluşundan bencilce yarar sağladığını gösterir. Kadının bağımsızlığını elde etmesine ve onun medenileşmesine yardım ettiğini iddia eder; fakat, kadınlara kurtuluş umudu verirken aslında onları sıkıntılar içine sokar. Geleneksel toplumda, erkek kadından daha üst statüye sahipti, fakat kadın daha fazla boş zamandan ve fiziksel özgürlükten yararlanırdı; günümüz toplumunda, erkek hâlâ kadından daha üst seviyede, fakat bu kez kadın erkeğin işlerini paylaşıyor ve erkek de kadınların zevklerinden yararlanıyor. Kadınlar erkek tarafından kullanılmaktan neden mutlu olsun ki? Aptal kadınlar, kadın kurtuluşunu başlattıkları için erkekleri yere göğe sığdıramıyorlar. Bu kadınlar, Mançu meşrutiyetçilerini yere göğe sığdıramayanlarla tam da aynı şeyi yaptıklarının farkında değiller. Mançu bir anayasa tasarlamıştı, fakat halka politik güç vermeye istekli değildi. Aynı şekilde, erkeğin kadın kurtuluşunu teşvik etmesi de, kadınların gerçek gücü erkeklerin ellerinden alacakları anlamına gelmez. Her işi erkeklerin yapması gerektiğini söylemiyorum, veya kadın haklarının genişletilmemesi gerektiğini ve kadınların görevlerini isteklice yerine getirmeleri gerektiğini öne sürmüyorum. İleri sürdüğüm şey, kadın hakları hareketinin erkek tarafından bahşedilmesi değil, kadın tarafından kazanılması gerektiğidir. Eğer kadın erkekten emir alırsa, zaten özgürlüklerini kaybetmiş demektir; eğer kadın haklarını erkekten alırsa, zaten erkeğe bağımlı olmuş demektir. Kadın kurtuluşu erkeğin yetkisinde olduğunda, erkek kadından yararlanır ve nihayetinde kadını kendi tahakkümüne maruz bırakır. Bu nedenle, kadının kendi kurtuluş yolunu, bu yolu erkeğin ona vermesine bel bağlamadan araması gerektiğini savunuyorum. Bugün Çinli kadınların tümü kendi kurtuluşlarına yönelik cevabi erkeklerde arıyorlar. Pasif bir rol almak istiyorlar, çünkü özbilinçten yoksunlar. Özbilinç olmadan, kadın erkek tarafından manipüle edilir, ama hâlâ erkeği onurlandırır. Bu kadınlar en utanmaz kadınlar değiller midir? Kadının pasif kurtuluşunun sakıncalarından bahsettim. Şüphesiz ki, özgürlük ve eşitlik için can atan ve gelenekler tarafından sınırlandırılmak istemeyen bazı Çinli kadınlar vardır. Kurtuluşun tesisi kendi iradelerince yönlendiriliyor görünüyor. Fakat, onların gerçek motivasyonunu keşfetmemiz gerekli. Gerçekte istedikleri şey, özgürlük ve eşitlik adına başıboş cinsel arzuların zevkine varmaktır. Kurtuluşu, neredeyse, cinsel arzuları serbest bırakmanın yolu olarak yorumluyorlar. Sadece, kadın toplumu dönüştürecek gücü elde edecek kadar geliştiği takdirde gerçek kurtuluşa erişilebileceğini anlamıyorlar. Kadın sadece aşkla ve seksle ilgilenirse, insanlığı kurtarma ruhu ölçüsüz arzularla yer değiştirecek ve böylece görev tamamlanamayacaktır. Bu, kadının saplantısı özgür aşkın kovalanmasından kaynaklanıyorsa mazur görülebilir. Ancak çok az Çinli kadın bu kategoriye girmektedir. Sadece bazıları bu dayanılmaz isteklere direnemez ve herhangi bir erkekle flört eder; bazıları baştan çıkartılır ve yıkılmış hale gelir. Bazısı vücutlarını para için satar; ya fahişelikle ya da zengin erkeklerle kırıtarak flört ederek para kazanırlar. Birinin para uğruna bu denli gözden düşmesi en onur kırıcı davranıştır. Böylesi bir davranışı bir özgürlük eylemi olarak adlandırabilir miyiz? Ayrıca, “kurtuluş” kelimesi aslen kölelikten özgürleşme anlamına geldiği için, fahişeler ve kurtulmuş kadın arasında nasıl bağlantı kurabiliriz? Bu kadınlar, kurtuluşu cinsel düşkünlük ile karıştırıyor, bu yüzden, bu kadınların zaten en bayağı fahişeler haline geldiklerinin farkına varmaları zordur. Bugün beyaz kadın, cinsiyet eşitsizliğinin sakıncalarını anlıyor ve cinsiyet eşitsizliğinin kökeni olarak eşitsiz güç dağılımını gösteriyor. Kadının oy hakkı için mücadele eden örgütlenmeleri oluşturuyor… Kadınların çoğunluğu hâlihazırda hem hükümet hem de erkek tarafından eziliyor. Seçim sistemi, üçüncü bir yönetici grubun, elit kadınların, takdim edilmesiyle baskısını artırıyor. Baskı aynı kalsa bile, kadınların azınlığı hâlâ kadınların çoğunluğunun irade zayıflığından yararlanıyor…
İktidardaki birkaç kadın iktidarsız kadınların çoğunluğuna hükmettiğinde, eşitsiz sınıf farklılıktan kadınlar arasında vücut bulur. Şayet kadınların çoğunluğu erkekler tarafından kontrol edilmek istemiyorsa, neden kadınlar tarafından kontrol edilmek istesinler ki? Bu yüzden, erkeklerle iktidar için mücadele etmek yerine, kadınlar erkeklerin kanunlarını yıkmaya çabalamalıdır. Erkek bir kez ayrıcalıklarından soyunduğunda kadınla eşit olacaktır. İtaatkâr kadın ve itaatkâr erkek olmayacaktır. Bu, kadınların kurtuluşudur, bu, radikal bir reformdur. Neden var olan parlamenter sistemle ve nihai hedef olarak oy hakkı hareketleriyle hoşnut olalım? Sadece, kadınlar, hareketlerini hükümete girmekten hükümetin kökünü kazımaya dönüştürdüğünde hoşnut olabiliriz!
He Zhen (Doğal Adalet, Cilt. 7-10, Eylül – Ekim 1907)
Çeviri: Nil Erdoğan, Mustafa Erata Bu yazı Robert Graham’ın ANARŞİZM: Özgürlükçü Düşüncelerin Belgesel Bir Tarihi isimli kitabından alınmıştır.
http://anarsizm.org/kadinlarin-kurtulusu-1907-he-zhen/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.11.07 11:02 masalokucomtr Bireysel İhtiyaç Kredisi Nedir

Bireysel İhtiyaç Kredisi Nedir
https://preview.redd.it/3769ig5rm8x31.jpg?width=848&format=pjpg&auto=webp&s=38f3fd4dd3eeda835e113320df7dc70e76538df8
Krediler, ana hatlarıyla ikiye ayrılır. Ticari kredi ve bireysel kredi olmak üzere. Bireysel krediler, taşıt, konut ve tüketici ihtiyaç kredisi olmak üzere üç ana dalda incelenebilir. Taşıt ve konut kredilerinde prosedür çok daha ağır, detaylı işleyecektir. Küçük ihtiyaçları olan herkesin sıkça başvurduğu kredi tiplerinden biri de bireysel ihtiyaç kredisi kullanımıdır. Bu kredi türü kendi başına alt kollara ayrılır. Gerek duyulması halinde alt kollarından bir çekim de yapabilirsiniz. Düğün, sağlık, eğitim ve diğerleri… Bu alt kolların aslına bakılırsa sadece yılın belirli zamanlarında, daha düşük faizler veriyor olmaları dışında pek bir etkisi yoktur. Daha düşük faiz olasılığı da sadece bir ihtimaldir. Banka, kampanya yapmak istemezse tüm ihtiyaç kredilerini sabit faiz oranlarına da bağlayabilir. Herhangi bir kampanyanın olup olmadığını, bankaların tümünde faiz oranlarının durumunu, hafif bir araştırma ile öğrenmeniz ve buna göre hareket etmeniz mümkündür.

Bireysel İhtiyaç Kredisi Kullanma Şartları

Öncelikle, kendi başına karar verebilecek, erişkin yaşta olmayan hiç kimse, bankaların hiçbir ürün ve hizmetinden faydalanamaz. Bunun yanında, kişinin kredi kullanımının banka tarafında kabul görmesi adına, düzenli gelir getiren bir işte, belirli bir süreyi aşkın çalışıyor olması gerekir. Bu süre, ortalama üç ya da altı ay arasında bir dilimi kapsamalıdır. Bu süreden daha kısa zamandır çalışıyor olan kimselerin başvuruları, banka kanalınca reddedilebilir.
Ödeme gücünün yeterli olacağına dair, kişinin kendisini bankaya kanıtlaması, kredinin kabulü ve kullandırılması açısından çok gereklidir. Banka eğer ödeme gücünün tamamen yerinde olduğuna kanaat getiremezse, başvuran şahıstan kefil talebinde bulunabilir. Böyle bir durumda bir kefil arayışına girmeniz gerekecektir. Belki de belirtilmesi gereken en önemli şart, daha önce kişinin bankalarla yaşadığı bir probleminin olmaması gerekecektir. Ödemelerde düzensizlik, ödeme yapılamayan kredi ya da kredi kartları ve buna benzer sorun teşkil edecek durumlar, başvuran şahsın kredi skorunu düşürecek, kredi notu düşük olan bireye de banka kredi vermek istemeyecektir. Özellikle icralık durumu olan kimseler, icranın üzerinden beş sene geçene kadar bankalarda kesinlikle kredi verilmemesi gerekenler listesine girenler. Böyle durumu olan kişilerin mecburen beş sene boyunca düzenli olarak ödemelerini yapıp, işlerinde de düzenli ve devamlı bir şekilde çalışmayı sürdürmelidirler.
Bankalarla probleminin bulunmamasını isterken, bireyin hiçbir banka ile geçmişte çalışmamış olması da tanınırlığının bulunmamasını sağlar. Bu durum, bankanın kişiye güvenerek kendi ürününü kullanma hakkı vermesine engel olabilir. Evet, bankalarla gerekmedikçe yüz göz olmak doğru değildir. Ama gerek duyulması halinde rahatça kredi alabilmek adına, en azından banka hesabınıza aralıklı para giriş çıkışları yapmak ya da düşük limitli bir kredi kartı kullanmak, bunu da zamanında ödüyor olmak yararınıza olacaktır. Elektrik, su ve telefon faturalarınızın düzenli olarak ödenip ödenmemesi, bankanıza göre kredi skorunuzu etkileyen faktörler arasındadır. Son altı aydır tüm faturalarınızın günü gününe ödeniyor olmasına dikkat etmelisiniz. Kredi kartı borcunuzun asgari tutarını öderken, kuruş bile eksik yatırmanız, banka tarafından gecikmeye girmenizi sağlar. Böyle bir durumdan kaçınmalısınız. Son altı ayda, herhangi bir bankada ödemesi gecikmeye giren kişinin kredisinin onaylanması ihtimali oldukça düşüktür.

Bireysel İhtiyaç Kredisi

Ödeme düzeyi iyi, bankalar tarafından tanınan ve güvenilen, belirli bir süredir işinde düzenli olarak çalışan ve yetmiş yaşından genç her insan, başta maaş anlaşmasının bulunduğu banka olmak üzere tüm bankalardan ihtiyaç kredisi ya da kredi kartı benzerinde ürünler talep edebilir. Bankalar, yetmiş yaşını aşan bireylere kredi ya da benzeri ürünler verirken tereddüt ederler. Bunun sebebi, ödemenin bireyin vefatı halinde sağlanmama ihtimalidir. Gereken şartların taşınıyor olduğu, evraklarla da sabitlenirse, banka paranın verilmesinde tereddüt etmeyecektir. Bu evraklar, gelir belgesi, görev yeri belgesi, SGK dökümü, varsa araç ruhsatı ya da ev tapusu olabilir. Günümüzde ortalama kırk sekiz aya varan kredi vadeleri çekebilirsiniz. Bu vade sayısını ne kadar arttırırsak, bankaya ödememiz gereken geri ödeme meblağı da o kadar yükselmiş olacaktır. Hem geri ödeme durumumuzu hem de vade ile faizin doğru orantılı olduğunu bilerek, kendimize en uygun geri ödeme planını oluşturmalıyız. Planın oluşturulmasında içinde bulunduğunuz duruma uygun olarak bankanızdaki müşteri temsilcinizden yardım alabilirsiniz. Doğru hesaplamalarla, sizin için rahat bir ödeme planının da oluşturulması halinde, geri kalan tek detay, bankanızın size sunduğu sözleşmenin iyice okunup imzalanmasıdır. Bu sözleşmede banka, hem kendisinin hem de sizin tüm hak ve sorumluluklarınızı resmi evrakta güvence altına almaktadır. Bu nedenle, sorumluluk ve haklarınızın tespiti açısından imza atmadan önce sözleşmenizi dikkatle incelemelisiniz.

Bireysel İhtiyaç Kredisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Eğer maaş anlaşmalı bankanızda ya da herhangi bir bankada, taksitleri hala devam eden bir bireysel ihtiyaç kredisi kullanımınız varsa, bir yenisini çekmeniz için onay verilmeyebilir. Skorunuzun yüksek, ödeme düzeninizin sorunsuz olmasının yanında, ikinci kredi çekme izninin banka tarafından verilebilmesi için, temel ihtiyaçlarınız ve her iki kredinin ödenmesi için harcamanız gereken parayı kazanıyor olduğunuza bankanızın ikna olması gerekecektir. İkinci krediyi çekmeye gerçekten ihtiyacınız varsa, teminat veya kefil sunarak, başvurunuzun onaylanma şansını arttırmalısınız. İkinci başvurunuzu kesinlikle şubeden almanız ve şube yetkililerinden sizi tanıyan biri varsa şube onayı vermesi için kendisini ikna etmeniz de sizin adınıza yararlı olabilir.
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.11.03 15:40 masalokucomtr Şiirler

Şiirler
https://preview.redd.it/j6f2wy5tghw31.jpg?width=720&format=pjpg&auto=webp&s=524d74db0dc2afc52f417821489f4aad9419ee87

Şiirler

Ömrü Tükenmiş Bir Köprü Yalnızlığı

Ömrü Tükenmiş Bir Köprü Yalnızlığı
Ömrü tükenmiş bir köprü yalnızlığı benim yalnızlığım
Anlamaz halimi menzilsiz yolcular
Duyamazlar boyayla kapattığım çürüyen demirlerimin acı çığlıklarını
Göremezler geçen her yolcuda belki sana benziyordur diye umutla açılan gözlerimi
Fark edemezler kışın ortasında açıp renksiz kalan çiçeklerimi
Hissedemezler hasretinden gün be gün eriyip tükendiğimi
Ömrü tükenmiş bir köprü yalnızlığı benim yalnızlığım
Gözbebeklerim çoktan küstü gün ışığına
Yokluğunun ipiyle asıldı ruhum boş duvarlara
Bekliyorum yıkılacağım günü
Bekliyorum sana kavuşacağım günü
Yazar: İLKER BİLGİÇKonu: Şiirler

Eylül’E

Ipıssız Çöllerde açan çiçeksin,Serab-ı ömrümde asıl gerçeksin,Karanlık anıma doğan güneşsin,Eylül Erva Huzur oldun, yağdın ömrüme.
O güzel gözlerin kalbime akar,Her derdin içine neşeyi katar,Şu fakir ömrümde zenginlik saçarEylül Erva huzur oldun, yağdın ömrüme
Şiir Oku Şiirler
Yazan: M. FEYZULLAH ÖZDEMİR
Konu: Şiirler

Düşümde Sen

Hüzne hakim tepeden bakıyorum hayata,Sessiz sedasız yudumluyorum çayımı,Dalıyorum yine hayaline…Yalnız hayallerde gülmek varmış garip ömrümde.Mısralar dökülüyor dilimden usul usul…Düşümde sen,Dilimde sen,Şiirimde sen varsın.Seni haykırıyorum herkese dize dize,Seni anlatıyorum bilene bilmeyene.Ve seni yaşıyorum sensiz her saniyede.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: M. FEYZULLAH ÖZDEMİR
Konu: Şiirler

Sustum

Canımı yaktın ya sen,Sustum.Beni ağlattın yaYine sustum.Unut dedin umarsızcaSadece sustumGittin benden …Bir an bile düşünmeden Sustum.
Şimdi sen sus !Ben konuşuyorum artıkSeni bütünüyle siliyorum!Tıpkı sen gibi
Sen sevmeyi bilmezsin!Ağlamaya değmezsin!Bırak böyle bitsinUnutmak mı?Sen de kimsin?
Şiir Oku Şiirler
Yazan: NİHAL KIZIL
Konu: Şiirler

Sensiz

Hayat o kadar anlamsız ki,Sen yanımda yoksun diye.Anılarım sensiz kaldı, ben yarım kaldımSen yanımda yoksun diye.
Geçmişe dönük hatırlıyorum her şeyi,Tek başıma yaşıyorum sessizce,Susuyorum sensizlikte, sessizce ağlıyorum,Sen yanımda yoksun diye.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: FATMA DENİZ
Konu: Şiirler

Yürüyorum

Nereye gideceğimi,Ne yapacağımı bilmeden,Yürüyorum adım adım…
Seviyorum…Hunharca, usanmadanBıkmadan, usanmadanSeviyorum adamım…
BiliyorumOlmayacağını, öleceğimi,Dayanamayacağımı,AğlayacağımıYarım kalanım.
Gidiyorum.Sensizlik ağır geldi bu kalbeBu hüznü bu derdi kaldıramadım!Gidiyorum artık, gidiyorum ben.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: HATİCE ÖZBEY
Konu: Şiirler
Gününe ışık, geceye yıldız olmak istedim.Sen ise gündüzümü geceye gecemi zifiri karanlığa çevirdin.Bu muydu sana verdiğim aşkın değeri, karşılığı?Bu kadar mıydı sevgime vereceğin karşılık?Keşke hiç tanımasaydım be adam.Yaktın yüreğimi kül ettin benliğimi.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: İMMİHAN AVCI
Konu: Şiirler

Beni Bana Anlat

Gözlerimle her şeyi anlatmak istiyorum:Seni ne kadar çok sevdiğimi,Seninle olurken hayatın durduğunu anlatmak istiyorum.Gözlerin gözlerimi hapsetti, biliyorum.
Hayata senle de devam edemiyorum sensizken de,Umut ediyorum bir an sahilde,Sözlerim tutuklu kalbim kafeste,Gözlerin gözlerimi hapsetti yine.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: SEHER TATAR
Konu: Şiirler

Baba Hasreti

Gece gözlerim kapılarda,Bir gün gelecek diye bekliyorum orada.Gecenin ardında yine sensiz geceler var.Yine gözlerim kapılarda,Senin o kapıdan girmeni bekliyorum baba!
Herkesin babası çocuklarını seviyorken,Herkesin babası çocuklarını öpüp kokluyorken,Ben yine senin yokluğunu hissediyorum.Bir gün var olup bir ömür yok olma baba!
Gencecik yaşında yükledin bütün yükleri anneme,Senin yokluğunda annem kol kanat gerdi bize,Hem anne oldu hem baba bizeBir gün olsun dahi çekip gitmedi.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Yeni Yıl

Zaman su gibi akıp gitse de ruhunda;Hiç yaşanmamış gibi olsa da hayatın, acımasız olsa da takvimler, aylar, yıllar sanaHep boğul o mutlu anılarınla.
Mutluluklar sende hayatı bulsun,Tüm yüreğin umutla huzura doysun,Zaman acımasız olursa olsun,Hep su gibi akıp giden bir hayatın olsun.
Nice benli senelerle dolsun hayatın,Hiç bitmesin ruhundaki on yedinci yaşın,Seni bana getiren yüreğin olsun,Benli dakikaların hep umutla dolsun.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Kıymetsizim

Karar verdim artık;Sen yoksun içimde…Varlığın etkisiHiç olmadı kalbimde…
Sevginin değerini bilmeyenlerdensin sen!Benim hakkım helaldir de!Vicdanın affetsin yeterÜzülen bendim yineVicdanın affetsin yeter.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Sevdalanan Şiiri

Seni bilmem ama ben kararlıyım,Sen sevmesen de ben sevdalıyım,Bu aşkta senden çok ben zararlıyım,Seni bilmem ama ben kararlıyım.
Kalbimden geçen ses “Terk et!” diyor,“Olmayan duaya amin deme, ümit etme!” Diyor.Kaderimiz yazılmışsa böyle hüzünle,“Sen yoluna ben yoluma devam et.” Diyor.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Sana Bir Şey Olmasın

Benim hayatımda olmasan bile,En mutlu anlarım kalsa mazide,Sensiz nefes aldığım yok bir saniye,Aşkıma aşkı kattı her bir zerrenle
Sana olan aşkımı haykırdım durdum,Sense bu sevdaya hep karşı durdun,Bitmeyen yarama neşteri vurdun,Bu masum gönlümün celladı oldun.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: SEHER TATAR
Konu: Şiirler

Öğrendim Ki

Öğrendim ki ben asla kendim olamamışım,Hayat bana açılmamış derde çare olamamışım.Öğrendim ki bu dünyada kimseyi sevmeyeceksin kendini sevdiğin kadar,Kiseye, bağlanmayacaksın: Dostuna, hayallerine bağlandığın kadar.
Öğrendim ki içini herkese dökmemek gerek,Ne her şeyi duymak ne de her şeyi anlamak…Vurdumduymaz olmak gerek.Öğrendim ki hayat bana ayak uydurmyor, benim ayak uymam gerek.Öğrendim ki bir gün daha geçti ömrümden.
Öğrendim ki hayat hep zıtlıklardan oluşmuş: Acısı, tatlısı, hayali, gerçeği gibi.Bir insan birçok sıfat sığdırmış şu kısa hayatına:Anne, baba, abi abla ve kardeş olurmuş sırayla,Öğrendim ki bu mahzun can hayallere yürümüş,Durmaksızın her an her zerresiyle.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: R.BERFİN BAYRAK
Konu: Şiirler

Her Şeyde Aradım Seni

Yağmur damlalarında aradım seni,Üstüme düşüp de kalırsın diye,Bir umutla bekledim damla, damla bana gelişini,Sen ise beklemişsin benden kayıp gidişini.
Seher vaktinde ruhumu aydınlatmanı istedim,Sabahın güneşi gibi hayatıma doğmanı…Baharın en taze saatlerinde gelmeni istedim.Sen ise çekip gitmeyi istemişsin.
Gece yıldızlarda aradım seni,Parlayan her yıldız da seni hissettim,Kalbimde ısınmanı bekledim,Kalbimde kayıp gidişini değil.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: R.BERFİN BAYRAK
Konu: Şiirler

Dön Artık

Bırakıp gittin ellerimi,Yapayalnız kaldım bu yabancı elde,Sensizlik ne kadar zor ne kadar acı,İçimi yakıyor sensiz aldığım her nefes.
Yaşayan bir ölü olmuş bedenim,Şu tatsız tuzsuz hayatta bitmez kaderim.Bir zamanlar hep seninle yaşayan benim,Sensizlik kokuyor artık her nefes.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Senin Yokluğunda Ben

Senin yokluğunda ben,Gece gündüz ağladım.Sen yanımda olmayınca,Ne yapacağım?Anlayamadım.
Senin yokluğunda ben,Ağladıkça ağladım.Kokunu özlediğimde ben,Yokluğunu anladım.
Senin yokluğunda ben,Umutsuzluğu anladımYokluğunla kalırken,Sessizce, usul usul ağladım.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: NESLİHAN BAYRAM
Konu: Şiirler

Yakalayamadığım Sen

Sen öyle çözülmez;Öyle karmaşık bir bulmacasın ki,Çözemedim seni sevgili.Sorunca görünmez,Araştırınca ounmaz bir şeysin.
Sen öyle anlatırmaz bir şeysin ki,Görünce dilim tutulur,Anlatılınca aklım karışır.
Sen öyle tatlı bir şeysin ki,Her anı kalbime huzur,Dünyama sevgi aşıklar.
Sen bana verilen en güzel hediye.Anlamsız gönlüme en güzel manaSen yaşama hevesimi arttıran doruk sevdamsın.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: TEVHİDE DOST
Konu: Şiirler

Annem Şiiri

Hayallerim vardı Anne onunla olan,Onunla başlayıp onunla biten.Çok mu şey istedi kızın anne?Sadece bir avuç mutluluk, bir avuç huzurdu oysa.
Öyle bir gülüşü var ki her derde dermanO gitti gideli kalmadı derman.Günş açmaz oldu sabahlar olmaz,Bak kızım karanlıkta boğuldu annem.
İki şey aklımdan hiç çıkmıyor;Üzülme,ağlama kızım diyişin…Ve onun gülüşü…Gülüşü hiç aklımdan hiç çıkmıyor annem,Seviyorum dedikçe sevme dedilerOnları dinlemedim affetsen annem.Varım yoğum,nefsim,yaşam sebebimben senin kızınım seninle varımSen benden hiç gitme bırakma annem.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: İMMİHAN AVCİ
Konu: Şiirler

Sensizken Zaman Geçmiyor

Severken geçen vakit özlerken geçmiyor,Onsuz’ken zaman hiç geçmek bilmiyor,Bu canım bu tende onsuz olmuyor,Severken geçen vakit özlerken geçmiyor.
Severken güneş batmaya. Yıldızlar kaymaya utanacak.Sonbahar da yapraklar sararmayacak,Ve sen ay yüzlü sevdam!Sevdan hep kalbimde yaşayacak.
Severken yağmur olup yağmak istedim üzerine,Kuş olmak istedim kalbinin kafesine,Severken bakışın olmak istedim bir kare,Mutluluğa uyanan kalbin olmak istedim bin kere.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: İMMİHAN AVCİ
Konu: Şiirler

Seni Çok Sevdim

Seni çok özledim, muhtacım sana.Işık oldun, şu karanlık dünyama.Gökyüzümü karanlık bulutlar sarsa,Seni bekliyorum muhtacım sana.
Bitmeyen şarkımsın sen sevdiğim,Ve her zaman da öyle kalacak böyle bilirim.Olur da bu candan vazgeçersen bir gün,Bil ki sonsuza kadar bende kalacak bu sen.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: SEHER TATAR
Konu: Şiirler

Fani Dünyadaki Hislerim

Ben Yaşayan Ölürlerden miydim?Yoksa ölüp de yaşayan mıydım?Ben her umutlandığımda sevmek geldi aklıma,Sen gece karanlığımın aydınlatan yüzü;Sen beni benden alıp götüren kalbin umudu,Bazen sensiz kalmaktan oldum kördüğüm.Bazen de aklıma gelince durup güldüğüm…Kollarım güçsüz gözlerim, karanlık kör kuyu,Bu kalp var ya bu kalp sensiz bulamaz yolu,Sen var ya sen benim sonsuzluğumun umudu.Baktıkça beni içine çeken;Ben hep bir umut, bir aşk, bir sevgi ile hayata eken.Sen var ya sen…Umudum, huzurum her şeyimsin.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: SEVİNÇ BAŞLİ
Konu: Şiirler

Gidişlerin

Öyle bir geldin ki,Gitmezsin sandım.Meğer yanılmışım,Gittiğinde anladım.
Beni çok sever,Hiç üzmez derdim.En büyük ihanetiBen sende öğrendim.
Kapadım kapılarımıSana ve aşka.Yokluğunda güzelleşen kalbimAtıyor bir başka.
Kabul olacak duam olsan,Amin demezdim sana.Yolun hep açık olsun!Emanet ol Allah’a.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA KAYA
Konu: Şiirler

Babalar Da Ağlar

Bak kızım!Babalarda ağlar.Senin tırnağın kırılsa bile,Benim içim yanar.Hastalanınca,Başucunda dururum.İyi olman için,Gece gündüz duayla olurum.Sizi büyütmek,Her zorluğa göğüs germek,Koruyup kollamak için,Her zorla savaşır dururum.Babalık denirbuna,Ben sizin için varım,Sizin sevginiz için,Ben her şeye hazırım.Tüm çabam budur:“İyi bit baba olmak.”Bütün yük üstümde,Bundandır ağarır saçlarım;Bundandır yarım kalmış sözlerim.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: MERVE NUR SÜT
Konu: Şiirler

Hoşçakal

Sormasın artık kimseSeni bana, eni hayata!Yokum artık buralarda…İstemiyorum kimseyi etrafımda!
Alıştım ben yalnızlığa…Sen beni alıştırdın be adam!Tüm yarım bırakılmışlıklaraHer şey kaldı dilimin ucunda…
Ne git diyebildim ne de kal.Her şeyim yarım bu canımı da al…Ben yokum artık!Bari sen Hoşçakal!!!
Şiir Oku Şiirler
Yazan: HATİCE ÖZBEY
Konu: Şiirler

Bilir Misin

Yüreğime sor geceler şahit.Şu dünyamı varlığıyla mutlu edensin,Senle hülyalara dalmak ne güzel!Bilir misin?Şu alnıma yazılan en güzel kaderimsin.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: SEDA AYTEPE
Konu: Şiirler

Bu şehrin Bıraktıkları Şiiri

Bu şehir bana sevmeyi öğrettin,Bu şehir bana seninle mutlu olmayı öğretti;Şimdi yaşadığım bu şehirde güneş doğmuyor,Şimdi yaşadığım bu şehirde yağmur yağıyor.
Seninle yaşadığım bu şehir yabancı geliyor artık,Başımı alıp gidesim geliyor buralardan,Her köşe başında hatıralarımız var,Biz diye bir şey kalmadı buralarda.
Belki bir gün pişman olup gelirsin,Tüm dertlerim son bulacak gelirsen,Belki o zaman yokluğun sızıları son bulur.Hadi gel, gecikme artık umudum.Bir elvada seni götürdüğü uzaklara,Bir deniz dalgası her şeyi silip süpürdü,Seni son bir kez görmek istiyorum,Sana son bir kez sarılmak istiyorum.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA ESEN
Konu: Şiirler

YALAN DÜNYA ŞİİRİ

Doğrular her zaman acıdır bilirim,Ama yalanlara kurulmaz ki dünya.Hani her zaman doğru diye bildiklerinGün gelir yalan olur yaBin bir yalan üzerine kurulu dünyaSonra geceler bir dönmüş üzerineYalan rüzgarına dönmüş dünyama denizDoğruyu,doğru olanlara hasretYıkılsın yalandan dünya
Şiir Oku Şiirler
Yazan: FATMA DENİZ
Konu: Şiirler

GÖZLERİNE DALIYORUM

O kuytu yerdeki güzel gözlerin,O kadar güzel bakıyordu ki,O kadar samimi o kadar senden,Baktığın her yerde varlığın içten
Beni benden alan güzel gözlerin,Başa bela oldu bitirdi beni,Bakmaya korkuyorum aşkla gözüne,Başa bela oldu bitirdi beni.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA KAYA
Konu: Şiirler

HAYALİMSİN

İnadına hep hayır diyorsun bana,Elimde hiçbir şey gelmiyor ne çare?Sadece hayırlısı deyip de umutsuzca,Çekiliyorum sessizce köşeme.
Bekliyorum bazen kocaman hayallerimle,Bazen küçücük umutlarımla,Bıkmadan usanmadan bekliyorum senigelirsin, gülersin diye.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA KAYA
Konu: Şiirler

NASIL UNUTURUM SENİ

Ne kadar zormuş beklemek,Ne kadar zormuş özlemek.Korkuyorum artık yüzünü unutmaktan,Korkuyorum kulağımdaki çınlamalar…Bitecek diye korkuyorum!
Bazen o kadar zamansız geliyorsun ki aklıma,Aklım şaşıyor nereye bakacağımı bilemiyorum.O an acıyorum kendi kendime.Ama elim gitmiyor isteksizce hiçbir şeye.
Söyle şimdi nasıl unutabilirim seni;Nasıl atacağım, aklımdan sesini.Gülüşünü, o masmavi gözlerini nasıl unutacağım?Kendime keke bile diyemiyorum yine.
Gün gelip kendimi unuturum da,Bir türlü seni unutamıyorum.O kadar uzaksın ki bana sevdiğim,Uzanıyorum ama bir türlü tutamıyorum.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA KAYA
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Sen: deli gibi seven bir aşık,Sen: Meyvesi olmayan bir aşk bahçesi,Sen: Hayal peşinde koşan genç,Sen:Kalbinin sesini dinleyen bir deli,Ben umutsuz aşka serseri…
Sen:Aklına estiği gibi davranan duran,Sen: Bir gün seven bir gün sevmeyen,Sen: Bir varmış bir yokmuşum gibi davranan,Sen: Hayatı bir masal gibi yaşayan,Ben aşkına gir yan..
Sen: Gönlü aklına uymayan bir serseri,Sen: Düşünmeden karar veren deli,Sen: Beni ben diye sevmeyen biri,Sen: Her an kendinden bezdiren biri,Ben sessiz sedasız küskün biri…
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Yalnız düşünmek istemiyorum şu sıralar seni,Kafamda yine onlarca soru birikti.Adın diyorum unutulması ne mümkün?Bir yağmura bakıyor bütün hatıralar.
İnsan ne kadar umutsuz olabilior bazen,Ne kadar yenik kalbine ve nefsine,AŞK olmaz senden kadın!Adın gibi SEVİNÇ’li olsun,Akar gidersin.
Senin damlaların ne beni temizler,Ne seni masum kılar,Olduğun yerde olduğun gibi yeniden severim seni.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: SEVİNÇ BAŞLİ
Konu: Şiirler
Nisan Yağmuru Şiiri
Nisan Yağmuru gibi bedenime akıyorsun,Seher rüzgarı gibi yüzüme esiyorsun,Gelmediğin yolları ezberlettim kalbime,Kaybolmuş sayfalarım seni anlatıyor.
Sen romanlarımda biriken hüzündün,Sen yollarıma çizilmiş bir eyvallahtın,Sahte yalnızlıklar içinde yaşıyorum neredesin?Emanetinle yaşıyorum neredesin?
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA ESEN
Konu: Şiirler

Askere Sözler

Ey Afrinin aslanları!Sizin kükrediğiniz gecede,Dağlar bayırlar korkar sizden,Dalgalanır al bayrağım.
Sen ağlama güzel annem!Bu ülke hiç bitmeyecek.Hamzanın aslanları olduğu sürece,Bu ezan hiç dinmeyecek.Mehmedin yüreği attığı sürece,Sen dalgalanmaya devam et şanlı bayrağım!Mehmedim sana selam duracakMehmedim yine hakka koşacak.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: KÜBRA AKDOĞAN
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Kalbimin en derininden saklıyorum sevgini,En huzurlu yerindesin mahzun kalbimin.En masum yerindesin senle çarpan kalbimin.Hayal kırıklığım da olsan,En özel yerindesin.
Sen benim tek hayalimken,Buna elveda demek neden?Ağır geliyor bana sensizlik derde neden?Elimden gelmez bir şey, yıkılıp gitti benden.
Çaresizlik içinde yalnızca izliyorum,En güzel hisleri maziye gömüyorum.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: REMZİYE PERİ
Konu: Şiirler
Ne Kadar Masum Muşum Şiiri
Düşündüm de… Ne kadar da masum muşum?Kalbimin en güzel yerini sana ayırmışım,En yoğun meşguliyetim sen olmuşsun,Farkında değilmişim.Sen geliyorsun aklıma, biz geliyoruz.Her zerremdesin her anımdasın.Söylesene şimdi nasıl unuturum seni?bak işte bu kadar çaresizim.Sahi sen bilmezsin çaresizliği,Tıpkı beni bıraktığın günkü gibi.Unutamadım biliyor musun o gözlerindeki parıltıyı?Ama acı olanı da neymiş biliyor musun?Bana bakarken değil başkasını düşünürken parlıyormuş o gözler.Ama anlayamıyorum işte sen bu kadar vicdansızken,Ben nasıl bu kadar masum kalabilmişim.Ve ben anlam veremiyorum kendime,Pişmanım bile diyemiyorum kıyamıyorum gamsızım.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: DİDEM ÇİÇEK
Konu: Şiirler

On Beş Temmuz

Yerde kan revan abilerimiz,Gözleri yaş dolu annelerimiz,Kaldı boğazımızda hevesimiz,Dolu gözlerimiz.
Kimi başa baş kaldı bu silahlarla,Kimi güldü buna kahkahalarla,Allah yardım etsin bu evlatlara,Suçlusu bu hainler olduktan sonra.
Bu vatan için verdiğimiz canlara,Nasıl kıydı bu hainler analara.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: EBRU DURSUN
Konu: Şiirler

Şiir Oku

Hayat Bazen yalnızlık dolu.Ne yapacağını bilemezsin, nasıl unutacağını,“Kalbinin sesini dinle.” dersin kendine.
Şu kalbinden çıkarabilmek, atabilmek, yaşayabilmek…Çünkü hayat devam ediyor.Yalnız olmak belki de olması gereken.Hayat devam ediyor.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: PINAR TOSUN
Konu: Şiirler
Neredeyim Bilmiyorum Şiiri
Neredeyim bilmiyorum.Belki yıldızların arasında,Belki de daha tanınmamış şiirlerin ortasında…
Neredeyim bilmiyorumO bentleri aşan çizgide mi,Yoksa kilitli kapıların arkasında mı?
Neredeyim bilmiyorum.Esmeyen rüzgarlarda mı,Durgun bana bakan adamlar da mı?Hadi söyle bana, neredeyim ben?
Şiir Oku Şiirler
Yazan: RUKİYE DURAN
Konu: Şiirler

Şiir

Senin sevgi dolu yüreğine hasretim,Ezgi gibi sözlerine hasretim,Sensizlik ateşi yakar bilirim,Hiç kimse anlayamaz ben hep böyleyim.
Kalbimdeki yarayı kimse bilemez,Dermansız derdime çare olamaz,Bu beden bir an dahi sensiz yaşamaz,Dayanamaz koşarsın gönül bağıma,Şu fani alemde beni bırakma.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA KÖSE
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Ben seni senden kıskandım sevgili,Sesindeki huzurundan kıskandım,Şimdi senin yokluğun içerisinde kıvranıyorum,Gelmeyeceğini bile bile bekliyorum.
Sen benim ezberim oldun.Uyurken, uyanıkken, müzik dinlerkenSen benim her zerremde oldun.
Nereye baksam oradasın.Yokluğumda da sen varsın, kalbimde de.Niye böyle olduk biz?Acı her yerde.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: GÜLENDER DEMİRGÜÇ
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Senin bende bıraktığın iz vardı ya hani,Hala kalbimi delik deşik eder.Hatırlar mısın? Bir söz vermiştin biz ayrılamayız diye.Niçin bu kalbi öksüz başına bırakıp gider?Bırakıp gidişini anlatırken gönlüme.O mutsuzluk dolu günler gelir aklıma.Gözyaşına boğulunca üzgün yüreğim,Hayallerle dalar gider gözlerim.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: TEVHİDE DOST
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Özünde varsa bir yaşanmışlık,Kalbinde hep kaladurur yarası,onu unutmak için denersin yolları,Ama ne çare? Unutamazsın…
Zamanla öğrenirsin onsuz olmayı,Unutmak zor kim bilir gelir belki.Mecbursun unutmaya,Onsuz yarım kalsan bile.Dik durmaya çalışırsın.Kalbin yarım kalsa bile.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: TÜLAY TOSUN
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Sensiz kaldığım günden beri,Kader benimle oyun oynuyor.Özlüyorum seni, özlüyorum o günleri.Hadi dön. dön gel sevgilim.
Saçlarımı okşardın,Ellerimi tutup kalbinde saklardın,Seni seviyorum derken parlardı gözlerin.Hadi dön, gel sevgilim.
Bana o günlerin mazide kaldı diyorlar.Unut artık unut diyorlar.Hayırsızın biriydi bırak deyip,Unut artık unut diyorlar.Hadi dön, dön gel sevgilim.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: TEVHİDE DOST
Konu: Şiirler

Tanırım Şiiri

Ben seni tanırım,Ben gibi içim gibi
Ben seni duyarım,Özlediğim şarkılar gibi.
Ben seni söylerim,Şairin sevdası gibi.
Ben seni severim,Sen gibi, Senin gibi.
Ben sende benim,Hayal gibi hayat gibi.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: GÜLENDER DEMİRGÜÇ
Konu: Şiirler
Beni Geçti Şiiri
Ayaklarımın taşıyacağı bir bedenim yok artık,Beni geçtim beni.Gözlerimin gözlerine değmesi hayalim,Gözlerin cennet gibi lakin ben yanmaya mahkumum.
Yalan sanıyorsun ya bunları, en çok sana acizim.Karanlığın içindeki beyaz nokta gibiydim.Korkma söyle ne zaman unuttuğunu,Bak hala her satırda yine ve yine seni yazıyorum.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: GÜLENDER DEMİRGÜÇ
Konu: Şiirler

Şiir Oku

İçimdeki en büyük güzellik sevgidir.Sevgi rengarenk havai fişeğe benzer.Bırakın yüreğinizdeki havai fişekleri göklere yükselsin,Gökyüzünü rengarenk boyasın dursun.Sevmektir korkma! Ek rengarenk güzellikleri hayata.Yaşa baştan ayağa sevdanın en güzelini,Yaşat sevgiye muhtaç tüm gönülleri.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: KÜBRA AKDOĞAN
Konu: Şiirler

Şiir Oku

Bazen rüyalarımda seni görüyorumSöylemek istiyorum ama söyleyemiyorumKırık bir aşkın sakat kalmış bir oyuncusu gibiÇünkü sana olan sevgimi anlatamıyorumHuzurum, umudum, zorum…Sevdiğim…Sensiz olamıyorum.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ZİŞAN ERDEM
Konu: Şiirler

Şiir Oku

Unutamadıklarımızla ufuklara yelken açarız.Yelkenlerimizi savururken rüzgar bizi,Hayatın derinliklerine sürüklerken,Güzel günlerin hışırtısına kapılır yüreğimiz.Hayatı hep böyle anmak isteriz, hep böyle.Nefes almak ister düşlerimiz.Sonsuzluğa açıp hiçbir rüzgara yenilmeyenYelkenlerimizi dalgalandırırız.Hayat dedikleri neydi acaba?Mutluluk, varlk, güzellik içinde yaşamak mı?Yoksa yoksulluk yokluk içinde yaşamak mı?Ya da hayat bize sunulacak en değerli varlık mıdır?Hayat sonu olan bir yokuş mudur?Çıkması zor inmesi kolay bir yokuşHepimizin bir çıkmazı var;Anlaması ve anlatması zor olan bir çıkmaz.Bazen gidip çıkmazlardan kurtulmak,Nefes almak isteriz.Bir şeyi hesaba katmamışız:Hayatın çıkmazlardan dolu bir serüven olduğunu…
Şiir Oku Şiirler
Yazan: KÜBRA KAVAK
Konu: Şiirler

Şiir Oku

Ne kadar acı veriyor olsa da insan seviyor.İnsanın kalbi, aklı hep yeniyor,Bile bile uykusuz gecelere dalıyor.Ne kadar acı veriyor olsa da insan seviyor.
Neyin inadı bu diye sormayın, sebebi gurur.Ne kadar yenilse de kapısında durur,Terk ediyorum yine dalıyorum acılara.Ne kadar acı veriyor olsa da insan seviyor
Şiir Oku Şiirler
Yazan: SEDA AYTEPE
Konu: Şiirler

Şiir

Bir garip yolcuyuz bu ıssız dünyada,Gelip geçici hevesler uğruna harcıyoruz ömrümüzü.Kimilerimizden bir şeyler alır.Bir garip diyarda umutsuz yolculuktaKimi üzgün, kimi sessiz, kimi yorgun…Yolculuk.. Sonsuzluk…Mutluluk….Kimin ne aldığı ve kimin ne alacağı Anlamsız diyarda.Mısralarımdaki son heceler, nağmelerimdeki eceler,Sensiz geçen bu ıssız geceler,Umut kokusu seçerler.Hepsi uçup gidiyor bir anda.Bazen bütün kanatlarımızı kırarlar,Hayatta bakışımızı karalarlar,Bizi yıkmak isterler,Zayıf noktalarımızdan vururlar.Bize kara kara geceleri yaşatmak,Bizi yaşarken öldürmek isterler.Neredesin ey nazlı güzel,Sözün bittiği yerde misin?
Şiir Oku Şiirler
Yazan: KÜBRA KAVAK
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Aşk öyle bir şey ki;Dokunmaya kıyamazsın,Yaşamaya doyamazsın,Anlat deseler anlatamazsın.
Hem derdine derman olur,Hem de derdine dert daha katar.İnsan aşık olunca neden hiç yapmadığı şeyleri yapar?Çünkü aşk seni sen olmaktan alır, yakar.
Hayallerin olur, umutların olur,Hem derdin olur, hem de dermanın olur.Bir anda o kara gecelerin aydınlanır.Ve bir o kadar da senin canını yakar.Bir o kadar da bütün gecelerin cehenneme dönüşürGurur mu? Umurunda olmaz.İşte aşk öyle bir şey ki:Seni hem mutluluğaHem de mutsuzluğa götürür.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: DİDEM ÇİÇEK
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Sokaklarda bir başıma durmuşum, Elimde resmin gözlerine vurulmuşum,Nasıl da bağlandım bir bilsen?İçim kan ağlıyor bir sana tutulmuşum.Çağırsam seni bana gelir misin?Korkuyorum yine sensizlikten.Sensizlik nedir bilir misin?Ellerimi açıyorum her yerdeAşkım gözüme inmiş bir perde.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: ESRA ESEN
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Bu fani evrende,Kelebeğin bir günlük ömrü gibi sevdim.Bitmeyecekmiş gibi,Sana anlatmak isterdim.Gözlerimi her kapadığımdaNefesinin içimden çıkışını,Sana anlatmak isterdim.Bende olup da, sende olmayanı,Bu kalbimdeki pembe devrimi,Anlatmak isterdimBir ömür boyunca.Dinlemek yeter mi sevdiğim?Gözlerimin sana karşı olan umudunu görmek isterdim.Tükenmeyen bir kağıt parçasıyla,Tükenmez denen umudunu yitirmeyen kalemlerle,Gözlerindeki bana bakan umut ışığıyla,Mahşere kadar yanar kalbim sana.Gülmek isterken ağlamak;Ağlamak isterken gülmek nedir?Anlatmak isterdim son nefesime kadar sevdiğim.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: MERVE ALPER
Konu: Şiirler

15 Temmuz Sözleri

Yağmur Damlaları gibi düştüler toprağa,Hiç yıkılmadan kalktılar ayağa,Tanklar, toplar meydandaOnlar sahip çıktılar vatanlarına.Kimi baş başa kaldı silahlarla,Kimi bunlara baktı güldü kahkahalarla.
Vatan için, ülke için, bayrak için,Canlarını feda ettiler millet için.Kahramanlar sahip çıktılar ülkelerine,Kurşunlara göğüs gerdiler.
Tüm dünyaya gösterdiler halkının gücünü.Yılmadılar, yıkılmadılar bu millet için,Haykırdılar durmadılar hiçbir saniye,Bu ülke için, bu millet için.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BAŞAK İRFAN
Konu: Şiirler

15 Temmuz Sözleri

Soğuk bir gecenin ayazında,Gürültü var sokaklarda.Silah, tank, top sesleri…Önce kesti nefesleri.
Tüm millet kalktı ayağa,Hainlere karşı durmaya,Kan kokan bitkin sokaklara,Hadi deyip geçtiler tankların karşısına.
Türkü, Kürdü,Çerkez’iEzdi geçti herkesi.Bayrağın yüreği gibi dimdik.Dikilip biz yılmadık, yıkılmadık.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BAŞAK İRFAN
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Senin kapattığın kapılar ardında,Doğan ıssız karanlık gecelerde,Dilime kilitler vuruldu o gece.Kalbimin anahtarı da seninle geldi o gece,Nefesim kesildi, bitti her gece,Yokluğunla biran avunsam bile,Beni yıkıp geçti gözlerin.Nefesimi kesen o sözlerin.Hiçbir kış yokluğun kadar üşütmedi,Hiçbir yaz varlığın kadar da ısıtmadı beni.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Masalların doğru olmadığı, Asıl gerçeğin ölüm olduğunu,Aşk acısının ise ölümden beter olduğunu,anlatmayacak mıydın bana?
Bir kere baksaydın yüzüme,Bir eylül sabahı düştün kalbime,Kalbime düştüğün yerde,Alıverdin beni kendi kalbine.
Ne unutacak kadar nefrettin bana,Ne hatırlayacak kadar özlemdin,Ne de bırakıp beni benden gittin,Ne de ben senden gidebildim.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: BERİVAN ASLAN
Konu: Şiirler

Anneye Sözler

ANNEM

Çok özledim annem!Kokunu sesini, kızım deyişini…Nereye baksam seni görüyorum,Alışamadım sensizliğe ölüyorum.Benim dertlerimle dertlenen annem,Şimdi toprağa veriliyor!Hastalandığımda başucumda bekleyen annemBenim için canını feda eden,Şimdi beni yapayalnız bırakıyor.
Ben şimdi kimsesizliğe sarılıyorum.Kimsesizliğe sorularımı soruyorum.Şimdi kim beni uyandıracak annem,Haydi, kalk anne gel yanıma!
Ben sensiz nasıl yaşayabilirim,Sensiz nasıl ayakta durabilirim,Ben şimdi sensiz ne yapacağım annem?Haydi, haydi geri gel annem!
Şiir Oku Şiirler
Yazan: EBRU ERTAŞ
Konu: Şiirler

Anneye Sözler

BİR KÖYÜM VARDI
Bir köyüm vardı,Toprağım diye bastığım yer.Bir evim vardı,İçinde büyüdüğüm yer.
Bir de güzeller güzeli bir annem vardı,Bana hiç kıyamayan…Ve belki biraz da hayallerim vardı,Gerçekleşmesine inandığım,Olur diye umuda daldığım.
Şiir Oku Şiirler
Yazan: KÜBRA ERDİNÇ
Konu: Şiirler

Sevgiliye Sözler

Çünkü Aşk:

Düşlerinden vazgeçememektir. Öyle bir şey ki ömrüne sığdırıp hafızana sığdırmamaktadır. Bir cebinde çakmağı olmayıp da Gömleğine siğara kokusu sinmiş bir adam olmaktır.

Çünkü Aşk:

Biraz nem koklamaktı gözlerde, biraz da hıçkırıktı bedende Her konuyu sana getirmekti. Gitmen gerektiğini hissettiğinde gitmekti.

Çünkü Aşk:

Benim seni sevdiğimi bilerek yaşarken, Senin beni neden sevmediğini bilmemekti. Gerçekten sen beni neden sevmiyorsun?
Aşk Şiir Aşk Sözleri Sevgiliye Sözler Şiir Oku Şiirler Aşk Şiirler
Yazan: R. BERFİN BAYRAK
Konu: Şiirler
Kaynak: https://masaloku.com.tsiirler
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2015.09.08 16:23 metalx06 Organicum Şampuan

Organicum Şampuan
Organicum, bitki ekstratları yerine saç bakımına direkt etki yapan organik bitki hidrosolleriyle hazırlanmış özel bir üründür. Organik hidrosol, dünyada yeni teknolojiyle ortaya çıkan bir damıtma yöntemiyle işlenmeden ve filtre edilmeden elde edilen bitki özsularıdır. Bu yöntemde kesinlikle petrol türevi yağ çözücü solventler kullanılmaz. Bitkilerin içerisindeki bakım edici bileşenlerin yapısal etkileri ancak bu teknikle korunabilmektedir. Organicum’u Neden Kullanmalıyım?
• Organicum 20 yılı aşkın süredir yapılan çalışmaların sonucunda tamamen zararlı sentetiklerden arındırılmış organik bitki hidrosolleriyle (distile özsular) uyumlu özel bir yöntem ve formülle hazırlanmıştır.
• Tam organik hidrosolün doğal yapısındaki vitamin ve mineraller kısa zamanda saç birleşerek cilde hiçbir yan etki oluşturmadan sürecini hızlandırır.
• Saçlı deride oluşabilecek sorunlar ve cansızlık gibi sorunların doğal olarak çözümlenmesine yardımcı olur.
• Organik bitki hidrosolü sayesinde saçlara doğal bir hacim ve parlaklık kazandırır.
• Kür halinde kullanıldığında kalıcı çözümlere daha kolay ulaşılır. Organicum’u Diğer Ürünlerden Ayıran Özellikler Nelerdir?
• Organicum’da saç gövdesinin yanısıra özellikle saç etki eden organik bitki kullanılmıştır.
• Kıvam arttırıcı sentetikler kullanılmadığı için daha akışkandır.
• Sertifikalı organik hiçbir hormon, genetik modifiyeli tohum, suni gübre veya zirai ilaç kalıntıları gibi sentetikler içermediğinden allerjen ve tahriş edici etkisi yoktur.
• Kokusunu ve rengini içerdiği bitkilerden almıştır.
• Sentetik ya da doğal hiçbir renklendirici
• Sodium Lauryl Sulphate
• Sodium Lauryl Ether Sulphate
• Paraben , Silikon, Sentetik bitki ekstratları içermez. Tamamen hazırlanmış Organicum, kapak açıldıktan 8 ay içerisinde tüketilmelidir.
Detaylı Bilgi İçin Tıklayın: www.organicum-sampuan.com
submitted by metalx06 to Haircare [link] [comments]


2014.07.02 21:42 medyumaras Uzman Medyum Aras

Medyum ve Medyumların yapmış çalışmalara kısaca değinelim. Aşk Büyüsü Gerçek aşk nedir? Hemen hemen herkes gerçekten aşık olduğunu sanır ancak gerçek aşkın ne olduğunu bilen insanlar çok azdır. Aşk Büyüsü Nedir? Çok fazla insana merak konusu olan aşk büyüsü nedir nasıl yapılır? Aşk Büyüleri yapmak için neler gerekli ve bu konu hakkında bilinmesi gerekenler. Aşk Büyüsü hazırlanırken kişilerin isim ve bazı bilgileri esas alınır. Ad soyadı anne adı doğum yılı gibi bilgiler esas alınır. Bağlama Büyüsü Bağlama büyüsü çiftlerin veya sevgililerin aralarındaki bağı daha güçlü sağlamlaştırmak amacıyla yapılan büyülerdendir. Aşık Etme Büyüsü Arzuladığınız veya istediğiniz birini kendinize aşık etmeniz için yapılan bir büyüdür. Aşk Büyülerinin birçok çeşidi vardır ve aşık etme büyüsü bunlardan bir tanesidir. Papaz Büyüsü Papaz büyüleri birçok farklı işlem için yapılmaktadır. Evli çiftler veya sevgilileri ayırmak için yapılamabilmektedir. Bu büyü yapılan büyüler içinde en güçlü büyü olarak bilinmektedir. Ancak yapılan bu çalışmalar amacına hizmet ettiği taktirde ve bu büyüleri bilen uygulayan kişiler tarafından yapıldığında etkisi görülmektedir. Geri Getirme Büyüsü Bir sebepten dolayı yollarınızın ayrıldığı eşiniz veya sevgiliniz sizi terk etti ve sizden uzaklaştıysa ve yokluğu size büyük acılar yaşatıyorsa yapılan bu büyü ile kısa sürede onu tekrar geri hayatınıza almanız mümkündür. İsminden anlaşılacağı gibi geri getirme büyüsü yukarda belirttiğim gibi terk eden eş sevgili veya ayrılanların tercih etmesi gereken büyülerdendir. Büyü Ve Büyü Bozma Büyünün birçok çeşidi vardır ve yapılan bu büyülerin büyük bir kısmı size karşı kin veya sizi sevmeyen kişiler tarafından yapılmakta veya yaptırılmaktadır. Genelde çevrenizde Sosyal hayatınızı eşler arasındaki mutluluk aşk sevgiyi çekememek gibi veya iş hayatınızı çekemeyen kişiler tarafından yapılır. Eğer üzerinizde büyü olduğunu düşünüyorsanız bizimle çekinmeden iletişime geçebilirsiniz. Yapılan bu büyüler insan hayatını çok kötü etkilemekte ve insanı hayatını olumsuzluklara mutsuzluklara itebilmektedir. Medyumlar tarafından bu büyüler hakkında yazılacak birçok şey var ancak biz kısaca en çok tercih edilen ve yapılan bu büyüleri anlatmaya çalıştık. Yapılan bu büyüler hakkında daha fazla bilgi, yardım veya destek için bizimle çekinmeden iletişime geçebilirsiniz. http://www.uzmanmedyumaras.com
submitted by medyumaras to Psychic [link] [comments]